"Eğer onlara azap edersen onlar Sen'in kullarındır. Ve eğer onları bağışlarsan, Mutlak Üstün Olan ve En İyi Hüküm Veren Sen'sin."
Maide 5:118اِنْ تُعَذِّبْهُمْ فَاِنَّهُمْ عِبَادُكَۚ وَاِنْ تَغْفِرْ لَهُمْ فَاِنَّكَ اَنْتَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ • İn tuazzibhum fe innehum ibaduk, ve in tagfir lehum fe inneke entel azizul hakim. • Meal: "Eğer onlara azap edersen onlar Sen'in kullarındır. Ve eğer onları bağışlarsan, Mutlak Üstün Olan ve En İyi Hüküm Veren Sen'sin." • Kelime kelime: إِن in eğer · تُعَذِّبْهُمْ tuazzibhum onlara azabedersen · فَإِنَّهُمْ feinnehum şüphesiz onlar · عِبَادُكَ ۖ ibaduke senin kullarındır · وَإِن ve in ve eğer · تَغْفِرْ tegfir bağışlarsan · لَهُمْ lehum onları · فَإِنَّكَ feinneke şüphesiz sen · أَنتَ ente yalnız sen · ٱلْعَزِيزُ l-azizu daima üstünsün · ٱلْحَكِيمُ l-hakimu hüküm ve hikmet sahibisin • عذب (Epb) kökü: cezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel… • عبد (Ebd) kökü: hizmet etmek, ibadet etmek, tapmak, bir şey etkisini kabul etmek, teslimiyetle veya tevazu ile itaat etmek, onaylamak, uygulamak, adamak, itaat etmek, köle, kontrol altına almak, bir araya getirmek, esir etmek • غفر (gfr) kökü: korumak, örtmek, gizlemek, siper etmek, miğfer, affetmek, bağışlamak, koruma/af dilemek • عزز (Ezz) kökü: güçlü/kudretli/kuvvetli, soylu/onurlu/şanlı, direndi/dayandı, yenilmez, alt etmek (örn. tartışmada), yüceltmek, galip gelmek, çok saygı duyulan, değerli, ihtişam, kibir, mükemmel, gururlu ve sert tavır, katı/sert • حكم (Hkm) kökü: Engellemek, yetki kullanmak, emir vermek, hüküm vermek, yargılamak, bilge olmak. Bir kişiyi kötü veya yozlaşmış bir şekilde davranmaktan alıkoymak/engellemek/men etmek, yargılamak veya hüküm vermek, karar vermek, adli… • Maide suresi 120 ayettir; bu 118. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).