Akıl Kuran (akilkuran.com)

Kaf Suresi 45. Ayet Meali

Onların ne dediklerini en iyi Bilen'iz. Sen, onları zorla yola getirecek değilsin. O halde Ben'im uyarımdan korkan kimselere Kur'an'la öğüt ver.

Kaf 50:45 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Onların ne dediklerini en iyi Bilen'iz.
Kaf 50:45
نَحْنُ اَعْلَمُ بِمَا يَقُولُونَ وَمَٓا اَنْتَ عَلَيْهِمْ بِجَبَّارٍ فَذَكِّرْ بِالْقُرْاٰنِ مَنْ يَخَافُ وَع۪يدِ • Nahnu a'lemu bi ma yekulune ve ma ente aleyhim bi cebbarin fe zekkir bil kur'ani men yehafu vaidi. • Meal: Onların ne dediklerini en iyi Bilen'iz. Sen, onları zorla yola getirecek değilsin. O halde Ben'im uyarımdan korkan kimselere Kur'an'la öğüt ver. • Kelime kelime: نَّحْنُ nehnu biz · أَعْلَمُ ea'lemu biliyoruz · بِمَا bima şeyleri · يَقُولُونَ ۖ yekulune onların dedikleri · وَمَآ ve ma ve değilsin · أَنتَ ente sen · عَلَيْهِم aleyhim onların üstünde · بِجَبَّارٍۢ ۖ bicebbarin bir zorlayıcı · فَذَكِّرْ fezekkir öğüt ver · بِٱلْقُرْءَانِ bil-kurani Kur'an ile · مَن men kimselere · يَخَافُ yehafu korkan · وَعِيدِ veiydi tehdidimden • علم (Elm) kökü: İşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim… • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • جبر (jbr) kökü: Kırık bir durumdan düzeltmek veya yoksulluk durumundan yeterliliğe getirmek. Kırık bir durumdan düzeltilmiş veya azaltılmış. 'Fakir bir insan kırık kemiği olan birine benzetilir ve onun servete kavuşması kemiğin yerine… • ذكر (pkr) kökü: hatırlamak/anmak/hatırlatmak, ezberlemek için çalışmak, hatırlatmak, akılda tutmak, düşünceli/özenli olmak, bahsetmek/anlatmak/aktarmak, yüceltmek/övmek, uyarmak/ikaz etmek (örn. dhikra 2. çekimdir ve dhikr'den daha… • قرا (qrA) kökü: Okumak; derlemek, biriktirmek, yığmak, biriktirip dağıtmak; anlatmak, açıklamak, izah etmek, nakletmek; araştırmak, soruşturmak, incelemek. Türkçe’ye girmiş türevler : kari, kuran, kıraat, kıraathane • خوف (xwf) kökü: Korkmak, korkmak/ürkmek/dehşete düşmek, birine korku vermek, azaltmak veya eksiltmek veya almak, bir şeyden azar azar almak, bir şeyin kenarlarından almak, katletmek veya savaşmak • وعد (wEd) kökü: söz vermek, sözünü vermek, tehdit etmek, iyi şeyler vaat etmek, tehdit etmek (bağlama göre) • Kaf suresi 45 ayettir; bu 45. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).