Ey cin ve ins toplulukları! Eğer göklerin ve yerin ötesine geçmeye güç yettirebilirseniz, haydi geçin. Ancak aşma yetkisi verilmeden geçemezsiniz.
Rahman 55:33يَا مَعْشَرَ الْجِنِّ وَالْاِنْسِ اِنِ اسْتَطَعْتُمْ اَنْ تَنْفُذُوا مِنْ اَقْطَارِ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ فَانْفُذُواۜ لَا تَنْفُذُونَ اِلَّا بِسُلْطَانٍۚ • Ya ma'şerel cinni vel insi inisteta'tum en tenfuzu min aktaris semavati vel ardı fenfuz, la tenfuzune illa bi sultan. • Meal: Ey cin ve ins toplulukları![1] Eğer göklerin ve yerin ötesine geçmeye güç yettirebilirseniz,[2] haydi geçin. Ancak aşma yetkisi verilmeden geçemezsiniz. • Dipnot 1: Ey bütün insanlık; yerli yabancı, tanıdık tanımadık kim varsa, ey herkes! • Dipnot 2: Bizden kurtulabileceğinizi sanıyorsanız, haydi kurtulun! • Kelime kelime: يَـٰمَعْشَرَ ya mea'şera topluluğu · ٱلْجِنِّ l-cinni cinler · وَٱلْإِنسِ vel'insi ve insanlar · إِنِ ini eğer · ٱسْتَطَعْتُمْ stetaa'tum gücünüz yeterse · أَن en · تَنفُذُوا۟ tenfuzu geçip gitmeğe · مِنْ min -ndan · أَقْطَارِ ektari bucakları- · ٱلسَّمَـٰوَٰتِ s-semavati göklerin · وَٱلْأَرْضِ vel'erdi ve yerin · فَٱنفُذُوا۟ ۚ fenfuzu geçin gidin · لَا la · تَنفُذُونَ tenfuzune geçemezsiniz · إِلَّا illa ancak (geçebilirsiniz) · بِسُلْطَـٰنٍۢ bisultanin kudretle • عشر (E$r) kökü: Onda birini almak, dokuza bir ekleyerek on yapmak, onuncu olmak. ashrun/asharun (d.), asharatun/ashratun (e.): on, onyıl, üçten ona kadar olan dönem. Yirmiden sonra dişil ve eril arasında fark yoktur. ashara… • جنن (jnn) kökü: örtülü/gizli/kapalı/saklı/korumalı (örn. kumaş, zırh, mezar, kalkan), görünmez, karanlık/ele geçirilmiş olmak, gece karanlığı, akıldan yoksun, deli/çılgın/aklı başında olmayan, karışıklık/şaşkınlık • انس (Ans) kökü: sosyalleşmek, arkadaş canlısı olmak, sohbete yatkın olmak, muhabbete ve arkadaşlığa meyilli olmak, dostça, samimi veya teklifsiz olmak. Neşelenmek, sevinmek veya neşeli, şen ya da keyifli olmak. Rahat veya huzurlu… • طوع (TwE) kökü: itaat etmek, izin vermek/onaylamak, itaat, gönüllü olarak yapmak, çaba göstererek bir eylem yapmak. yapabilmek - muktedir olmak, güce sahip olmak, yapabilir durumda olmak. • نفذ (nfp) kökü: Bir şeyi (ok ile) delmek, meydana gelmek, içinden geçmek, ustaca gerçekleştirmek, ötesine geçmek. • قطر (qTr) kökü: Damlamak, damıtmak (sıvı). Taqattara - yana düşmek. Taqatara - yan yana yürümek. Aqtar (qutrun'un çoğulu) - taraflar, bölgeler. Qitran - erimiş bakır, sıvı zift. • سمو (smw) kökü: yüce/yüksek olmak, yükseltilmiş, çatı, tavan; isim, sıfat, nitelik; semavat - yükseklikler/gökler/yağmur, yağmur bulutları. ism - Bir şeyin/nesnenin ayırt edici işareti Türkçe’ye girmiş türevler : sema, semavat… • ارض (ArD) kökü: yer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin… • سلط (slT) kökü: Hüküm sürmek, egemen olmak, baskı yapmak, musallat olmak, üstesinden gelmek, yetki vermek, güç vermek, kuvvet vermek, hakim olmak, iktidar olmak • Rahman suresi 78 ayettir; bu 33. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).