Akıl Kuran (akilkuran.com)

Hadid Suresi 22. Ayet Meali

Ne yeryüzünde ne de kendinizde meydana gelen bir musibet yoktur ki Biz onu gerçekleştirmeden önce bir Kitap'ta yazılmamış olsun. Kuşkusuz bu Allah'a kolaydır.

Hadid 57:22 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Ne yeryüzünde ne de kendinizde meydana gelen bir musibet yoktur ki Biz onu gerçekleştirmeden önce bir Kitap…
Hadid 57:22
مَٓا اَصَابَ مِنْ مُص۪يبَةٍ فِي الْاَرْضِ وَلَا ف۪ٓي اَنْفُسِكُمْ اِلَّا ف۪ي كِتَابٍ مِنْ قَبْلِ اَنْ نَبْرَاَهَاۜ اِنَّ ذٰلِكَ عَلَى اللّٰهِ يَس۪يرٌۚ • Ma esabe min musibetin fil ardı ve la fi enfusikum illa fi kitabin min kabli en nebreeha, inne zalike alallahi yesir. • Meal: Ne yeryüzünde ne de kendinizde meydana gelen bir musibet[1] yoktur ki Biz onu gerçekleştirmeden[2] önce bir Kitap'ta[3] yazılmamış olsun. Kuşkusuz bu Allah'a kolaydır. • Dipnot 1: Ezeli İlmimizde. Koyduğumuz yasalarda. Bilgimiz çerçevesinde. • Dipnot 2: Kötülük, sıkıntı. • Dipnot 3: "Her şey bizim belirlediğimiz ilke, kural ve yasalara bağlı olarak gerçekleşmektedir. Olup biten ve olacak olan her ne varsa bunların hangi şartlarda meydana geldiği/geleceği Bizim yanımızda bellidir, kayıtlıdır. Bunlar Bizim belirlediğimiz ve yanımızda yazılı olan yasalardır." denmektedir. Ayette geçen "en nebree-ha" kelimesine "yaratma" anlamı verilmektedir. Bu doğru bir anlam değildir. Doğru anlam, "gerçekleştirmek"tir. Sapkın bir anlayış olan "kadercilik" anlayışı, sıklıkla bu ayeti referans göstermektedir. Onlara göre, yeryüzünde ve insanın hayatında olup bitenlerin tamamı Allah tarafından yapılmaktadır. Dolayısı ile olup bitenlerde insanın hiçbir rolü bulunmamaktadır. Oysaki insan, kendi fiilinin yaratıcısı değil, failidir, yani öznesidir. İnsan, yaptıklarından ve tercihlerinden sorumlu tutulan bir varlıktır. Her şeyi Allah yapıyor olsaydı, bizzat bu sure de dahil, baştan sona Kur'an'ın tamamında neden insana emirler verilmekte, neleri yapması ve nelerden kaçınması gerektiği gösterilmekte ve irade sahibi bir varlık olarak dilediğini seçebileceği, istediği gibi davranabileceği ifade edilmektedir? Madem her şeyi Allah belirliyorsa, o zaman insan ne diye yaptıklarından ve tercihlerinden dolayı sorumlu tutulsun ki? Kaldı ki ayette, yeryüzünde ve insanın hayatında meydana gelen musibetlerin tamamının Allah tarafından yaratıldığından değil, olup biten her şeyin Allah'ın bilgisi dahilinde olduğundan söz edilmektedir. • Kelime kelime: مَآ ma yoktur · أَصَابَ esabe isabet eden · مِن min hiçbir · مُّصِيبَةٍۢ musibetin musibet · فِى fi · ٱلْأَرْضِ l-erdi yerde · وَلَا ve la ve ne de · فِىٓ fi · أَنفُسِكُمْ enfusikum kendi canlarınızda · إِلَّا illa olmayan · فِى fi · كِتَـٰبٍۢ kitabin bir Kitapta · مِّن min · قَبْلِ kabli önce · أَن en · نَّبْرَأَهَآ ۚ nebraeha biz onu yaratmadan · إِنَّ inne doğrusu · ذَٰلِكَ zalike bu · عَلَى ala · ٱللَّهِ llahi Allah'a · يَسِيرٌۭ yesirun kolaydır • صوب (Swb) kökü: dökmek, isabet etmek, inmek. asaaba - yetişmek, başına gelmek, üzerine düşmek, irade etmek, etkilemek, felakete uğratmak, maksatlamak, dilemek. sawaabun - doğru şey, doğru yol. musiibun - başına gelen şey. musiibatun… • ارض (ArD) kökü: yer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin… • نفس (nfs) kökü: nefs, öz, benlik, kişilik, yüksek derecede değer verildi, değerli ve istenen, çekicilik gören, sevilen veya saygı değer bulunan • كتب (ktb) kökü: yazmak, dikte ettirmek, emretmek/tayin etmek/buyurmak, hüküm vermek/karar çıkarmak, bir araya getirmek, toplamak, birleştirmek/bağlamak, dikmek, yazılı (kanun gibi), yazı biçimi/şekli, kitap, kitapçı, yazılan şey… • قبل (qbl) kökü: kabul etmek/almak/karşılamak/razı olmak, birisiyle karşılaşmak/buluşmak, karşı koymak/karşılaştırmak/dengelemek/tazmin etmek, ön taraf (12:26), onaylamak, lütfetmek • برا (brA) kökü: Bir şeyden kurtulmak, uzaklaşmak, sorumluluğundan çıkmak, suçsuz olmak, kendini bir şeyden uzak tutmak, temiz olmayan şeylerden uzak durmak, özgürlük/bağışıklık/güvenlik/emniyet durumu • يسر (ysr) kökü: Yumuşak/uysal/yönetilebilir/kolay/itaatkar/liberal olmak, miktar olarak azalmak/değersiz olmak, soldan gelmek, parçalara/bölümlere ayırmak, kolaylaştırmak/pürüzsüzleştirmek, uyarlamak/uyum sağlamak, kumar oklarıyla… • Hadid suresi 29 ayettir; bu 22. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).