Akıl Kuran (akilkuran.com)

Mücadele Suresi 18. Ayet Meali

O gün Allah, onların tamamını yeniden diriltecek. O zaman, size yemin ettikleri gibi O'na da yemin edecekler. Böylece bir şey elde edeceklerini sanacaklar. Dikkat edin! Onlar, kesinlikle yalancıdırlar.

Mücadele 58:18 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. O gün Allah, onların tamamını yeniden diriltecek.
Mücadele 58:18
يَوْمَ يَبْعَثُهُمُ اللّٰهُ جَم۪يعاً فَيَحْلِفُونَ لَهُ كَمَا يَحْلِفُونَ لَكُمْ وَيَحْسَبُونَ اَنَّهُمْ عَلٰى شَيْءٍۜ اَلَٓا اِنَّهُمْ هُمُ الْكَاذِبُونَ • Yevme yeb'asuhumullahu cemian fe yahlifune lehu kema yahlifune lekum ve yahsebune ennehum ala şey'in, e la innehum humul kazibun. • Meal: O gün Allah, onların tamamını yeniden diriltecek. O zaman, size yemin ettikleri gibi O'na da yemin edecekler. Böylece bir şey elde edeceklerini sanacaklar. Dikkat edin! Onlar, kesinlikle yalancıdırlar. • Kelime kelime: يَوْمَ yevme (o) gün · يَبْعَثُهُمُ yeb'asuhumu tekrar diriltir · ٱللَّهُ llahu Allah · جَمِيعًۭا cemian onların hepsini · فَيَحْلِفُونَ feyehlifune sonra yemin ederler · لَهُۥ lehu O'na da · كَمَا kema gibi · يَحْلِفُونَ yehlifune yemin ettikleri · لَكُمْ ۖ lekum size · وَيَحْسَبُونَ ve yehsebune ve sanırlar · أَنَّهُمْ ennehum kendilerini · عَلَىٰ ala üzerinde · شَىْءٍ ۚ şey'in bir şey · أَلَآ ela iyi bilin ki · إِنَّهُمْ innehum elbette onlar · هُمُ humu onlar · ٱلْكَـٰذِبُونَ l-kazibune yalancılardır • يوم (ywm) kökü: Gün, dönem, periyot, zaman, bugün, bu / şu gün, çağ/zaman periyodu, güneşin belli bir noktaya kadar yükseliş süreci, kaza veya olay.. Türkçe’ye girmiş türevler : yevm, eyyam, eyyamcı, yevmiye, yevmiyeci • بعث (bEv) kökü: Göndermek, yollamak, diriltmek, uyandırmak, yeniden canlandırmak, harekete geçirmek, tahrik etmek, yola çıkarmak, yola koymak, dirilmek, uyanmak, ayaklanmak, gönderilmek • جمع (jmE) kökü: Toplamak veya bir araya getirmek, birleştirmek, toplanmak veya bir araya gelmek, birleşmek veya bağlanmak veya bağlantı kurmak, birlik durumuna getirmek, uzlaştırmak veya barıştırmak, bir şey giymek [giysi]… • حلف (Hlf) kökü: Yemin etmek, ant içmek. Birleşmek, anlaşma veya sözleşme yapmak, bir şeye bağlanmak/yapışmak/sıkı tutunmak, kardeşlik kurmak. • حسب (Hsb) kökü: Düşünmek, göz önünde bulundurmak, varsaymak, hayal etmek, görüşünde olmak. Bir şeyi saymak/hesaplamak/hesap etmek/hesaplamak, hesaplamak, ölçmek, bir şeyi hesaba katmak veya değerlendirmek, bir şeyin öyle olduğunu… • شيا ($yA) kökü: irade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\"… • كذب (kpb) kökü: Yalan söylemek, gerçek olmayan şeyleri söylemek, uydurma bir yalan söylemek, bir yalan ileri sürmek, bir yalan anlatmak, bir yalan söylemek, yanlış olmak, kesilmek, aldatmak, beklentileri boşa çıkarmak. • Mücadele suresi 22 ayettir; bu 18. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).