Allah'ın Resul'üne verdiği fey'e gelince, siz onlar için ne at koşturdunuz ne de deve! Fakat Allah; Resul'üne, dilediği kimselere karşı üstünlük verir. Allah, Her Şeye Güç Yetiren'dir.
Haşr 59:6وَمَٓا اَفَٓاءَ اللّٰهُ عَلٰى رَسُولِه۪ مِنْهُمْ فَمَٓا اَوْجَفْتُمْ عَلَيْهِ مِنْ خَيْلٍ وَلَا رِكَابٍ وَلٰكِنَّ اللّٰهَ يُسَلِّطُ رُسُلَهُ عَلٰى مَنْ يَشَٓاءُۜ وَاللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ • Ve ma efa allahu ala resulihi minhum fe ma evceftum aleyhi min haylin ve la rikabin ve lakinnallahe yusallitu rusulehu ala men yeşau, vallahu ala kulli şey'in kadir. • Meal: Allah'ın Resul'üne verdiği fey'e[1] gelince, siz onlar için ne at koşturdunuz ne de deve![2] Fakat Allah; Resul'üne, dilediği kimselere karşı üstünlük verir. Allah, Her Şeye Güç Yetiren'dir. • Dipnot 1: Savaşmadınız. • Dipnot 2: Savaşmadan elde edilen ganimet. • Kelime kelime: وَمَآ ve ma ve şey ise · أَفَآءَ efa'e verdiği · ٱللَّهُ llahu Allah'ın · عَلَىٰ ala · رَسُولِهِۦ rasulihi Elçisine · مِنْهُمْ minhum onlardan (ganimetlerden) · فَمَآ fema · أَوْجَفْتُمْ evceftum siz sürmediniz · عَلَيْهِ aleyhi onun üzerine · مِنْ min · خَيْلٍۢ haylin bir at · وَلَا ve la ve ne de · رِكَابٍۢ rikabin deve · وَلَـٰكِنَّ velakinne fakat · ٱللَّهَ llahe Allah · يُسَلِّطُ yusellitu musallat eder · رُسُلَهُۥ rusulehu elçilerini · عَلَىٰ ala üzerine · مَن men kimselerin · يَشَآءُ ۚ yeşa'u dilediği · وَٱللَّهُ vallahu Allah · عَلَىٰ ala üzerine · كُلِّ kulli her · شَىْءٍۢ şey'in şey · قَدِيرٌۭ kadirun kadirdir • فيا (fyA) kökü: Geri dönmek, geri gitmek, (yeminden) vazgeçmek, yetki altına almak, yerini değiştirmek, kaydırmak, (gölgeyi) döndürmek. Gölge, savaş kazancı, savaş esiri. • رسل (rsl) kökü: Bir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul… • وجف (wjf) kökü: Kalbin atması, acı verici şekilde çarpmak, zorlamak, dürtmek (örneğin bir hayvanı daha hızlı gitmesi için). Ajite olmak, çok rahatsız durumda olmak, çarpıntı yapmak, koşmak. • خيل (xyl) kökü: Bir şey hakkında düşünmek veya fikir sahibi olmak, tahmin etmek veya hayal etmek, aksamak veya duraksamak, hafif topallık, bir şeyi zihinde canlandırmak (imge oluşturmak), algılamak veya keşfetmek, şüphe veya kuşku… • ركب (rkb) kökü: Binmek, gemiye binmek, üzerine çıkmak, taşınmak, gemiye binmek, denizde seyahat etmek, yolda yürümek, (bir hata) yapmak. Rakbun - kervan. Rukban (rakib'in çoğulu) - binen kişi, binmiş olan. Rikab - develer. Rakub - bir… • سلط (slT) kökü: Hüküm sürmek, egemen olmak, baskı yapmak, musallat olmak, üstesinden gelmek, yetki vermek, güç vermek, kuvvet vermek, hakim olmak, iktidar olmak • شيا ($yA) kökü: irade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\"… • كلل (kll) kökü: 1. Tüm, bütün, tamlık, bütünlük 2. babasını ve çocuğunu kaybetmek, doğrudan mirasçısı bulunmamak, bitkin düşmek, yorgun, zayıf olmak; sadece uzak ilişkileri bulunmak Türkçe’ye girmiş türevler : küllî, külli yevmin… • قدر (qdr) kökü: ölçmek/kararlaştırmak/belirlemek/sınırlamak/daraltmak, güce sahip olmak, muktedir olmak, bir ölçü, araç, yetenek, bir süre/karar, kader, yazgı, ölçülü, kararlaştırılmış • Haşr suresi 24 ayettir; bu 6. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).