De ki: "Üstün hüccet Allah'ındır. Eğer Allah dileseydi elbette hepinizi doğru yola iletirdi."
Enam 6:149قُلْ فَلِلّٰهِ الْحُجَّةُ الْبَالِغَةُۚ فَلَوْ شَٓاءَ لَهَدٰيكُمْ اَجْمَع۪ينَ • Kul fe lillahil huccetul baligah, fe lev şae le hedakum ecmain. • Meal: De ki: "Üstün hüccet[1] Allah'ındır. Eğer Allah dileseydi[2] elbette hepinizi doğru yola iletirdi." • Dipnot 1: Dayanak. Tutanak, kanıt, belge. • Dipnot 2: Siz, seçme hakkı ve özgür irade vermeyerek. Allah, insanın yaptığı seçime göre uygun olan karşılığı vererek, sapkınlığı gerektiren şeyleri yapanı saptırır; doğru yola iletilmeyi gerektiren şeyleri yapanı da doğru yola iletir. • Kelime kelime: قُلْ kul de ki · فَلِلَّهِ felillahi Allah'ındır · ٱلْحُجَّةُ l-huccetu delil · ٱلْبَـٰلِغَةُ ۖ l-baligatu üstün olan · فَلَوْ fe lev eğer · شَآءَ şa'e dileseydi · لَهَدَىٰكُمْ lehedakum elbette doğru yola iletirdi · أَجْمَعِينَ ecmeiyne hepinizi • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • حجج (Hjj) kökü: Delil getirmek, kanıt göstermek, tartışmak, münazara etmek, yönelmek, ziyaret etmek, hac yapmak, kastetmek, amaçlamak, niyetlenmek • بلغ (blg) kökü: Ulaşmak, erişmek, varmak, yetişmek, olgunlaşmak, büluğa ermek, bir haberi iletmek, tebliğ etmek, bildirmek, duyurmak, tesir etmek, izlenimde bulunmak • شيا ($yA) kökü: irade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\"… • هدي (hdy) kökü: Yol göstermek/yönlendirmek, doğru yolu takip etmek/tutmak, doğru yola yönlendirilmiş/hidayete ermiş, bir yol/gidiş/metot/davranış tarzı/tutum. Hediye. • جمع (jmE) kökü: Toplamak veya bir araya getirmek, birleştirmek, toplanmak veya bir araya gelmek, birleşmek veya bağlanmak veya bağlantı kurmak, birlik durumuna getirmek, uzlaştırmak veya barıştırmak, bir şey giymek [giysi]… • Enam suresi 165 ayettir; bu 149. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).