"Bir de salatı ikame edin ve O'na karşı takvalı olun. O'dur huzuruna varıp toplanacağınız."
Enam 6:72وَاَنْ اَق۪يمُوا الصَّلٰوةَ وَاتَّقُوهُۜ وَهُوَ الَّـذ۪ٓي اِلَيْهِ تُحْشَرُونَ • Ve en ekimus salate vettekuh, ve huvellezi ileyhi tuhşerun. • Meal: "Bir de salatı ikame edin[1] ve O'na karşı takvalı[2] olun. O'dur huzuruna varıp toplanacağınız." • Dipnot 1: Bkz. 6:32. ayetin dipnotu. • Dipnot 2: Salat, ibadete layık yegane ilahın yalnızca Allah olduğuna inanmak, şirkten arınmış bir bilinçle Allah'a yönelmektir. Bu yönelme: Sürekli destek olmayı, dayanışmayı, ilgi duymayı, duyarlı olmayı, izleyici kalmamayı ve Allah'a çağıranların yanında yer almayı canlı ve diri tutmaktır. Bu yönelmede ritüel salat (namaz) ve dua çok önemli bir yer tutmaktadır. Salatın birçok anlamı bulunmaktadır. Salatın hangi anlamı ifade ettiği, içinde yer aldığı ayet ve konu bağlamından rahatlıkla anlaşılabilir. Namaz, Farsça bir kelime olup Kur'an'da geçmez. Salatın zıddı tevelladır. Tevella süreklilik ifade etmektedir: Sürekli karşı çıkmak, ilgisiz ve duyarsız kalmak, köstek olmak, engellemeye çalışmak demektir. • Kelime kelime: وَأَنْ ve en ve ayrıca · أَقِيمُوا۟ ekimu ayakta tutun · ٱلصَّلَوٰةَ s-salate salatı · وَٱتَّقُوهُ ۚ vettekuhu ve O'ndan korkun · وَهُوَ ve huve O'dur · ٱلَّذِىٓ llezi o kimse ki · إِلَيْهِ ileyhi huzuruna · تُحْشَرُونَ tuhşerune varıp toplanacağınız • قوم (qwm) kökü: Kıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk… • صلو (Slw) kökü: Hayvanın arka orta bölümü, kuyruğunun çıktığı yer, sırtlamak, desteklemek, uyluklamak, yakından takip etmek, arkasından yürümek/takip etmek, (Musalli > önde giden atı izleyen arkadaki at) bağlı kalmak, söylev, nutuk… • وقي (wqy) kökü: korumak, kurtarmak, muhafaza etmek, uzak tutmak, kötülükten ve felaketten korunmak, güvende olmak, kalkan olarak kabul etmek, görev saymak. muttaki - kötülükten ve insanlara ve Allah'a karşı görevini ihlal eden… • حشر (H$r) kökü: Toplanmak/bir araya gelmek/bir araya getirmek, ölüleri diriltmek, sürgün etmek, bir yerden başka bir yere sürmek, bir şeyi ince veya narin ya da küçük yapmak, bir şeyi keskin ve sivri yapmak (örneğin mızrak ucu ve… • Enam suresi 165 ayettir; bu 72. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).