İşte bunlar, kendilerine Kitap, Hüküm ve Nubuvvet verdiğimiz kimselerdir. Eğer onlar, bunları küfrederlerse yerlerine bunları küfretmeyecek bir halkı vekil etmişizdir.
Enam 6:89اُو۬لٰٓئِكَ الَّذ۪ينَ اٰتَيْنَاهُمُ الْكِتَابَ وَالْحُكْمَ وَالنُّبُوَّةَۚ فَاِنْ يَكْفُرْ بِهَا هٰٓؤُ۬لَٓاءِ فَقَدْ وَكَّلْنَا بِهَا قَوْماً لَيْسُوا بِهَا بِكَافِر۪ينَ • Ulaikellezine ateynahumul kitabe vel hukme ven nubuvveh, fe in yekfur biha haulai fe kad vekkelna biha kavmen leysu biha bi kafirin. • Meal: İşte bunlar, kendilerine Kitap, Hüküm ve Nubuvvet[1] verdiğimiz kimselerdir. Eğer onlar, bunları küfrederlerse[2] yerlerine bunları küfretmeyecek[2] bir halkı vekil etmişizdir. • Dipnot 1: İnkar. • Dipnot 2: Nebilik. • Kelime kelime: أُو۟لَـٰٓئِكَ ulaike İşte onlar · ٱلَّذِينَ ellezine kimselerdir · ءَاتَيْنَـٰهُمُ ateynahumu verdiğimiz · ٱلْكِتَـٰبَ l-kitabe Kitap · وَٱلْحُكْمَ velhukme ve hüküm · وَٱلنُّبُوَّةَ ۚ ve nnubuvve te ve nebilik · فَإِن fein eğer · يَكْفُرْ yekfur inkar ederse · بِهَا biha bunları · هَـٰٓؤُلَآءِ ha'ula'i şimdi şunlar · فَقَدْ fekad mukakkak · وَكَّلْنَا vekkelna biz vekil bırakmışızdır · بِهَا biha bunlara · قَوْمًۭا kavmen bir toplumu · لَّيْسُوا۟ leysu bunları etmeyecek · بِهَا biha · بِكَـٰفِرِينَ bikafirine inkar • اتي (Aty) kökü: Gelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak… • كتب (ktb) kökü: yazmak, dikte ettirmek, emretmek/tayin etmek/buyurmak, hüküm vermek/karar çıkarmak, bir araya getirmek, toplamak, birleştirmek/bağlamak, dikmek, yazılı (kanun gibi), yazı biçimi/şekli, kitap, kitapçı, yazılan şey… • حكم (Hkm) kökü: Engellemek, yetki kullanmak, emir vermek, hüküm vermek, yargılamak, bilge olmak. Bir kişiyi kötü veya yozlaşmış bir şekilde davranmaktan alıkoymak/engellemek/men etmek, yargılamak veya hüküm vermek, karar vermek, adli… • نبا (nbA) kökü: yüksek olmak, yüce olmak, yüceltilmek/yükseltilmek, bilgilendirmek/haberdar etmek, alçak sesle/tonda konuşmak, ağlamak, havlamak, peygamberlik armağanı, peygamber • كفر (kfr) kökü: Gizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar… • وكل (wkl) kökü: Güvenmek, onaylamak, vermek, görev vermek, işleri düzenlemek, dayanmak, bel bağlamak. • قوم (qwm) kökü: Kıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk… • ليس (lys) kökü: Değil, yoktur, değildir, bulunmaz, mevcut değildir • Enam suresi 165 ayettir; bu 89. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).