Akıl Kuran (akilkuran.com)

Mülk Suresi 27. Ayet Meali

Onu yakından gördükleri zaman, Kafirlerin yüzleri kötüleşti. Onlara: "İşte bu, sizin isteyip durduğunuz şey!" denildi.

Mülk 67:27 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Onu yakından gördükleri zaman, Kafirlerin yüzleri kötüleşti.
Mülk 67:27
فَلَمَّا رَاَوْهُ زُلْفَةً س۪ٓيـَٔتْ وُجُوهُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا وَق۪يلَ هٰذَا الَّذ۪ي كُنْتُمْ بِه۪ تَدَّعُونَ • Fe lemma reevhu zulfeten siet vucuhullezine keferu ve kile hazellezi kuntum bihi teddeun. • Meal: Onu yakından gördükleri zaman, Kafirlerin yüzleri kötüleşti. Onlara: "İşte bu, sizin isteyip durduğunuz şey![1]" denildi. • Dipnot 1: "Ne zaman olacakmış, gelsin de görelim." diye alaya aldığınız gün. • Kelime kelime: فَلَمَّا felemma ne zaman ki · رَأَوْهُ raevhu onu görünce · زُلْفَةًۭ zulfeten yakından · سِيٓـَٔتْ siyet kötüleşti · وُجُوهُ vucuhu yüzleri · ٱلَّذِينَ ellezine kimselerin · كَفَرُوا۟ keferu inkar eden(lerin) · وَقِيلَ ve kile ve dendi · هَـٰذَا haza işte budur · ٱلَّذِى llezi · كُنتُم kuntum olduğunuz şey · بِهِۦ bihi onu · تَدَّعُونَ teddeune çağırıyor(lar) • راي (rAy) kökü: görmek/düşünmek/tutmak, görüşüne göre, algılamak, yargılamak, değerlendirmek, bilmek. ara'itaka / ara'itakum - bana söyle sen/siz (kişi zamiri Kaf vurgu için eklenmiştir ve anlama katkısı olmayan bir fazlalık değildir)… • زلف (zlf) kökü: Yaklaşmak, ilerlemek, yakınlık/yakınlaşma/yakınlık derecesi • سوا (swA) kökü: eşit, düz, beraber, denk, aynı, birlikte, eşit olmak, düzleşmek • وجه (wjh) kökü: Yüzleşmek/karşılaşmak/yüz yüze gelmek, yüz, irade, takip edilen amaç/hedef, gidilen/bakılan yer/yön, bir şeyin yolu, değerlendirme/saygı. • كفر (kfr) kökü: Gizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar… • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • دعو (dEw) kökü: aramak, arzu etmek, istemek, talep etmek, seslenmek, çağırmak, atfetmek, haykırmak, seslenmek, dua etmek, yalvarmak, dilekçe vermek, ihtiyaç duymak, çağırmak, davet etmek, iddia etmek, yardım etmek • Mülk suresi 30 ayettir; bu 27. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).