Öfkesi geçince Musa levhaları aldı, onlardaki yazıda Rabb'leri için korkanlara bir yol gösterme ve bir rahmet vardı.
Araf 7:154وَلَمَّا سَكَتَ عَنْ مُوسَى الْغَضَبُ اَخَذَ الْاَلْوَاحَۚ وَف۪ي نُسْخَتِهَا هُدًى وَرَحْمَةٌ لِلَّذ۪ينَ هُمْ لِرَبِّهِمْ يَرْهَبُونَ • Ve lemma sekete an musel gadabu ehazel elvah, ve fi nushatiha huden ve rahmetun lillezine hum li rabbihim yerhebun. • Meal: Öfkesi geçince Musa levhaları aldı, onlardaki yazıda Rabb'leri için korkanlara[1] bir yol gösterme ve bir rahmet vardı. • Dipnot 1: Bu korku, sakınma, önlem alma, ihtiyatlı olma, tedirgin olma anlamında bir korkmadır. • Kelime kelime: وَلَمَّا velemma ve ne zaman ki · سَكَتَ sekete dinince · عَن an · مُّوسَى musa Musa'nın · ٱلْغَضَبُ l-gadebu öfkesi · أَخَذَ ehaze aldı · ٱلْأَلْوَاحَ ۖ l-elvaha levhaları · وَفِى ve fi ve vardı · نُسْخَتِهَا nushatiha onlardaki yazıda · هُدًۭى huden yol gösterme · وَرَحْمَةٌۭ ve rahmetun ve rahmet · لِّلَّذِينَ lillezine için · هُمْ hum onlar · لِرَبِّهِمْ lirabbihim Rablerinden · يَرْهَبُونَ yerhebune korkanlar • سكت (skt) kökü: Susmak, sessiz olmak, konuşmayı kesmek, sesi kesilmek, sessizleşmek, durulmak, sakinleşmek • غضب (gDb) kökü: öfke/gazap/sertlik, hoşnutsuzluk, kızgınlık, çabuk sinirlenen, tutku, yoğun/derin kızarıklık • اخذ (Axp) kökü: eline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmek • لوح (lwH) kökü: Renk değiştirmek, görünür olmak, parlamak/parıldamak, aydınlanmak, yakıcı olan, geniş masa veya tabak, tablet. • نسخ (nsx) kökü: İptal etmek, yok etmek, feshetmek, geçersiz kılmak, silmek, gizlemek, transfer etmek, değiştirmek, kopyalamak, yazıya dökmek, elemek • هدي (hdy) kökü: Yol göstermek/yönlendirmek, doğru yolu takip etmek/tutmak, doğru yola yönlendirilmiş/hidayete ermiş, bir yol/gidiş/metot/davranış tarzı/tutum. Hediye. • رحم (rHm) kökü: merhamet etmek, şefkat göstermek, severek ve acıyarak korumak. Yufka yürekli olmak, acımak, birinin üzüntüsüne ortak olmak. Acınacak durumda bulunan kimseye yönelik yufka yüreklilik ve şefkat. Lütufta bulunma. • ربب (rbb) kökü: Usta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren… • رهب (rhb) kökü: Korkmak, çekinmek, dehşete düşmek, ürkmek, sakınmak, korkuya kapılmak, kaçınmak • Araf suresi 206 ayettir; bu 154. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).