Musa'nın halkından da hakka ileten ve onunla adaletli davranan bir topluluk vardı.
Araf 7:159وَمِنْ قَوْمِ مُوسٰٓى اُمَّةٌ يَهْدُونَ بِالْحَقِّ وَبِه۪ يَعْدِلُونَ • Ve min kavmi musa ummetun yehdune bil hakkı ve bihi ya'dilun. • Meal: Musa'nın halkından da hakka ileten ve onunla adaletli davranan bir topluluk vardı. • Kelime kelime: وَمِن ve min ve · قَوْمِ kavmi kavminden · مُوسَىٰٓ musa Musa'nın · أُمَّةٌۭ ummetun bir topluluk vardır · يَهْدُونَ yehdune hakka götüren · بِٱلْحَقِّ bil-hakki doğrulukla · وَبِهِۦ ve bihi ve onunla · يَعْدِلُونَ yea'dilune adalet yapan • قوم (qwm) kökü: Kıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk… • امم (Amm) kökü: ammina: önermek, bir yere doğru adım atmak, tamir etmek, yönelmek [5:2]ummun/umm: anne, kaynak, prensip, prototip, köken, örnek;ummi: anneye ait, okuma yazma bilmeyen, Arap, kendilerine ait vahyedilmiş kutsal kitabı… • هدي (hdy) kökü: Yol göstermek/yönlendirmek, doğru yolu takip etmek/tutmak, doğru yola yönlendirilmiş/hidayete ermiş, bir yol/gidiş/metot/davranış tarzı/tutum. Hediye. • حقق (Hqq) kökü: Adaletin, bilgeliğin, gerçeğin, doğrunun veya gerçekliğin gerekliliklerine uygun olmak, adil/uygun/doğru/yerinde olmak, özgün/hakiki/sağlam/geçerli/esaslı/gerçek olmak, ayrıca… • عدل (Edl) kökü: Adil ve hakkaniyetli davranmak, eşitlik ve orantıyla hareket etmek, uygun şekilde düzenlemek, göreli büyüklüğe göre ayarlamak, adaleti tesis etmek, eşit tutmak, eşdeğer ödemek, doğru şekilde düzenlemek, düzeltmek, doğru… • Araf suresi 206 ayettir; bu 159. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).