Çünkü bir halk kendisini değiştirmedikçe, Allah onlara verdiği nimeti değiştirecek değildir. Allah, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.
Enfal 8:53ذٰلِكَ بِاَنَّ اللّٰهَ لَمْ يَكُ مُغَيِّراً نِعْمَةً اَنْعَمَهَا عَلٰى قَوْمٍ حَتّٰى يُغَيِّرُوا مَا بِاَنْفُسِهِمْۙ وَاَنَّ اللّٰهَ سَم۪يعٌ عَل۪يمٌۙ • Zalike biennallahe lem yeku mugayyiren ni'meten en'ameha ala kavmin hatta yugayyiru ma bi enfusihim ve ennallahe semiun alim. • Meal: Çünkü bir halk kendisini değiştirmedikçe, Allah onlara verdiği nimeti[1] değiştirecek değildir. Allah, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir. • Dipnot 1: İçinde bulundukları durumu, verdiği her türlü imkanı, gücü, üstünlüğü… Bkz. 13:11. ayetin dipnotu. • Kelime kelime: ذَٰلِكَ zalike bu böyledir · بِأَنَّ bienne çünkü · ٱللَّهَ llahe Allah · لَمْ lem asla · يَكُ yeku · مُغَيِّرًۭا mugayyiran değiştirmez · نِّعْمَةً nia'meten ni'meti · أَنْعَمَهَا en'ameha onları nimetlendirdiği · عَلَىٰ ala · قَوْمٍ kavmin bir millet · حَتَّىٰ hatta sürece · يُغَيِّرُوا۟ yugayyiru değiştirmediği · مَا ma bulunanı · بِأَنفُسِهِمْ ۙ bienfusihim kendilerinde · وَأَنَّ ve enne ve şüphesiz · ٱللَّهَ llahe Allah · سَمِيعٌ semiun işitendir · عَلِيمٌۭ alimun bilendir • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • غير (gyr) kökü: getirmek, iletmek, fayda, bahşedilmiş; bir şeyi kötüye doğru değiştirmek veya bozmak, bozulmuş, kirletilmiş, bulaşmış, kötü kokulu hale getirmek; ayarlama, onarım; iki kişi arasındaki fark; kıskanç olmak; temin etmek… • نعم (nEm) kökü: Rahat bir hayat sürmek, hayatın konfor ve kolaylıklarından zevk almak, neşeli olmak, konforlar/zevkler, kolay/yumuşak/bol/hoş/iyi/gelişen olmak, iyice yoğurmak/pişirmek. in'aam - iyilik, bir kişiye yapılan iyilik/lütuf… • قوم (qwm) kökü: Kıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk… • نفس (nfs) kökü: nefs, öz, benlik, kişilik, yüksek derecede değer verildi, değerli ve istenen, çekicilik gören, sevilen veya saygı değer bulunan • سمع (smE) kökü: duymak, işitmek, kulak vermek, işitme gücü, ses duyma, fark etme, dinlemek, anlamak • علم (Elm) kökü: İşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim… • Enfal suresi 75 ayettir; bu 53. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).