Akıl Kuran (akilkuran.com)

Fecr Suresi 16. Ayet Meali

Fakat ne zaman ona sınamak için rızkını ölçülü verirse, "Rabb'im beni alçaltı." der.

Fecr 89:16 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Fakat ne zaman ona sınamak için rızkını ölçülü verirse, "Rabb'im beni alçaltı." der.
Fecr 89:16
وَاَمَّٓا اِذَا مَا ابْتَلٰيهُ فَقَدَرَ عَلَيْهِ رِزْقَهُ فَيَقُولُ رَبّ۪ٓي اَهَانَنِۚ • Ve emma iza mebtelahu fe kadere aleyhi rızkahu fe yekulu rabbi ehanen. • Meal: Fakat ne zaman ona sınamak için rızkını ölçülü verirse,[1] "Rabb'im beni alçaltı.[2]" der. • Dipnot 1: Daraltsa. • Dipnot 2: Doğru yolda olmadığım için beni ikramından mahrum bıraktı. Müşriklere göre, yoksul ve güçsüz kimseler ki bunlar çoğunlukla Muhammed Nebi'mizin yanında yer almışlardı, bunlar yanlış yolda olduklarından Rabb'in ikramından mahrum bırakılmaktaydılar. • Kelime kelime: وَأَمَّآ veemma ama · إِذَا iza zaman · مَا ma ne · ٱبْتَلَىٰهُ btelahu onu sınasa · فَقَدَرَ fe kadera ve daraltsa · عَلَيْهِ aleyhi ona · رِزْقَهُۥ rizkahu rızkını · فَيَقُولُ feyekulu der ki · رَبِّىٓ rabbi Rabbim · أَهَـٰنَنِ ehaneni beni alçalttı • بلو (blw) kökü: Denemek, test etmek, sınamak, imtihan etmek • قدر (qdr) kökü: ölçmek/kararlaştırmak/belirlemek/sınırlamak/daraltmak, güce sahip olmak, muktedir olmak, bir ölçü, araç, yetenek, bir süre/karar, kader, yazgı, ölçülü, kararlaştırılmış • رزق (rzq) kökü: sağlamak, vermek, bahşetmek, lütfetmek, geçim kaynağı. turzaqan - ikisine de rızk/bahşiş verilecek. rizq - nimet, bağış, pay. raziq - sağlayan, veren. razzaq - büyük sağlayıcı/bahşeden. • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • ربب (rbb) kökü: Usta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren… • هون (hwn) kökü: Hafif olmak, değersiz olmak, borçlu olmak, aşağılık, sessiz, zayıflamak, nazik, hor görülen, bayağı. Kolaylaştırmak, hor görmek, kınamak. Hor görmek, küçümsemek. • Fecr suresi 30 ayettir; bu 16. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).