Akıl Kuran (akilkuran.com)

Yunus Suresi 100. Ayet Meali

Allah'ın bilgisi dışında hiç kimsenin iman etmesi mümkün değildir. Ve aklını kullanmayanları rics3 ile karşı karşıya bırakır.

Yunus 10:100 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Allah'ın bilgisi dışında hiç kimsenin iman etmesi mümkün değildir.
Yunus 10:100
وَمَا كَانَ لِنَفْسٍ اَنْ تُؤْمِنَ اِلَّا بِاِذْنِ اللّٰهِۜ وَيَجْعَلُ الرِّجْسَ عَلَى الَّذ۪ينَ لَا يَعْقِلُونَ • Ve ma kane li nefsin en tu'mine illa bi iznillah, ve yec'alur ricse alellezine la ya'kılun. • Meal: Allah'ın bilgisi[1] dışında hiç kimsenin iman etmesi mümkün değildir.[2] Ve aklını kullanmayanları rics3 ile karşı karşıya bırakır. • Dipnot 1: 96. ayetten 101. ayete kadar şu husus ifade edilmektedir: Zulmedenlere/Zalimlere Allah hidayet etmeyecek. Zira onlar, zulümlerinin karşılığı olarak Cehennem'e gitmeyi hak etmektedirler. Allah, yüzlerce ayette kesinlikle zalimleri bağışlamayacağını söylemektedir. Bundan şu anlaşılmaktadır ki, dünün Firavunları da bugünün zorba diktatörleri, kralları, prensleri, toplumun azgın ileri gelenleri, kan dökücü zorbaları, haksız yere cana kıyanları, az bir değer karşılığında din satıcıları da kesinlikle imana eremeyeceklerdir. Eremeyeceklerdir ki, yaptıklarına karşılık Cehennem azabını tatsınlar. • Dipnot 2: Ahlaki kirlilik. Karakteristik kirlilik. Üzen, sıkıntıya sokan, rahatsız eden, acı veren, çirkin ve ahlaksızlık olan, azaba yol açan her şey. • Dipnot 3: Kimin iman etmeyi hak ettiğini belirlemesi. • Kelime kelime: وَمَا ve ma değildir · كَانَ kane mümkün · لِنَفْسٍ linefsin hiç kimsenin · أَن en · تُؤْمِنَ tu'mine iman etmesi · إِلَّا illa dışında · بِإِذْنِ biizni izni · ٱللَّهِ ۚ llahi Allah'ın · وَيَجْعَلُ ve yec'alu O gönderir · ٱلرِّجْسَ r-ricse iğrenç azabı · عَلَى ala üzerlerine · ٱلَّذِينَ ellezine kimselerin · لَا la · يَعْقِلُونَ yea'kilune akıl erdiremeyen(ler) • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • نفس (nfs) kökü: nefs, öz, benlik, kişilik, yüksek derecede değer verildi, değerli ve istenen, çekicilik gören, sevilen veya saygı değer bulunan • امن (Amn) kökü: güvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir… • اذن (Apn) kökü: kulak vermek veya dinlemek, hoşlanmak, izin vermek, emretmek/bildirmek/ilan etmek, kulak, iştah/özlem/hasret • جعل (jEl) kökü: yapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamak • رجس (rjs) kökü: Rezil etmek ve kirletmek, gürlemek, kötü işler yapmak, yüksek sesle böğürmek, nefret edilir hale gelmek, içinde hiç iyi olmayan şey, kargaşa durumu, büyük ölçüde kafasını karıştırmak, ses/gürültü yapmak… • عقل (Eql) kökü: Bağlamak, alıkoymak, akıllı olmak, bilge olmak, anlamak, birisi için kan bedeli ödemek, bir dağın zirvesine tırmanmak, anlayış kullanmak, sakınmak. • Yunus suresi 109 ayettir; bu 100. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).