Akıl Kuran (akilkuran.com)

Yunus Suresi 14. Ayet Meali

Sonra, onların arkasından, yeryüzünde sizi halifeler yaptık ki bakalım nasıl davranacaksınız.

Yunus 10:14 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Sonra, onların arkasından, yeryüzünde sizi halifeler yaptık ki bakalım nasıl davranacaksınız.
Yunus 10:14
ثُمَّ جَعَلْنَاكُمْ خَلَٓائِفَ فِي الْاَرْضِ مِنْ بَعْدِهِمْ لِنَنْظُرَ كَيْفَ تَعْمَلُونَ • Summe cealnakum halaife fil ardı min ba'dihim li nanzure keyfe ta'melun. • Meal: Sonra, onların arkasından, yeryüzünde sizi halifeler[1] yaptık ki bakalım nasıl davranacaksınız. • Dipnot 1: Kur'an, bu kelimeyi, irade ve akıl verilerek, yeryüzünü düzenleyen, yönlendiren, yöneten, imar eden anlamında ve bir de önceki toplumların yerine geçen ardıl anlamında kullanmaktadır. Vekalet etmek, vekil ve naib olmak sıfatıyla "Allah'ın yeryüzündeki temsilciliği, vekilliği" olarak anlam kazanan ve halifenin de "Allah'ın yeryüzündeki temsilcisi, vekili" sayılması şeklinde siyasallaşan, "halife" kelimesinin, Kur'an'da yer alan Halife kelimesi ile bir ilgisi yoktur. • Kelime kelime: ثُمَّ summe sonra · جَعَلْنَـٰكُمْ cealnakum sizi kıldık · خَلَـٰٓئِفَ halaife halifeler · فِى fi · ٱلْأَرْضِ l-erdi yeryüzüne · مِنۢ min · بَعْدِهِمْ bea'dihim onların ardından · لِنَنظُرَ linenzura görmek için · كَيْفَ keyfe neler · تَعْمَلُونَ tea'melune yapacağınızı • جعل (jEl) kökü: yapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamak • خلف (xlf) kökü: Takip etmek/ardından gelmek/başkasının yerine geçmek, yerine geçmek veya yerini almak, birine tedarikçi olmak/tedarik etmek, birine bir şeyi iade etmek veya değiştirmek, arkadan vurmak veya çarpmak, eşinin… • ارض (ArD) kökü: yer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin… • بعد (bEd) kökü: sonra, ardından, ardından gelen, uzaklık, öteye, bir şeyin ardından, geçiş, uzak olmak, geçmek, gecikme • نظر (nZr) kökü: görmek, bakmak, göz atmak, gözlemlemek, seyretmek, düşünmek, değerlendirmek, dinlemek, sabırlı olmak, beklemek, tefekkür etmek, mühlet vermek, ertelemek, incelemek, nezaket göstermek, araştırmak, derinlemesine bakmak… • كيف (kyf) kökü: Nasıl, ne şekilde, ne suretle, ne biçimde, ne tarzda, ne durumda, ne halde • عمل (Eml) kökü: iş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel… • Yunus suresi 109 ayettir; bu 14. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).