Akıl Kuran (akilkuran.com)

Yunus Suresi 25. Ayet Meali

Allah, selam diyarına çağırır. Hak edeni dosdoğru yola iletir.

Yunus 10:25 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Allah, selam diyarına çağırır.
Yunus 10:25
وَاللّٰهُ يَدْعُٓوا اِلٰى دَارِ السَّلَامِۜ وَيَهْد۪ي مَنْ يَشَٓاءُ اِلٰى صِرَاطٍ مُسْتَق۪يمٍ • Vallahu yed'u ila daris selam, ve yehdi men yeşau ila sıratin mustekim. • Meal: Allah, selam[1] diyarına çağırır. Hak edeni[2] dosdoğru yola iletir. • Dipnot 1: Barış, huzur, güven ve esenlik. • Dipnot 2: Kelimesi kelimesine, dilediğini. "Dilediğini demek: Hak edeni demektir; Allah, sapkınlığı gerektiren şeyleri yapanı saptırır; doğru yola iletilmeyi gerektiren şeyleri yapanı da doğru yola iletir, demektir. Allah, "dilediğimi" demekle, kimin neyi hak ettiğine en doğru kararı Ben veririm, demeyi kastetmektedir. Zira burada Allah'ın "dilemesi" insanın "dilemesine", "insanın seçimine" bağlı olarak gerçekleşmektedir. Dilemek anlamına gelen "Şae" kelimesinin ayetteki anlamı; "gayret göstereni, bir şey yapmak isteyeni" yani "bir şeyi dileyeni" anlamındadır. Seçim insana aittir ve belirleyici olan insanın "dilemesi"dir 76:3). • Kelime kelime: وَٱللَّهُ vallahu Allah · يَدْعُوٓا۟ yed'u çağırır · إِلَىٰ ila · دَارِ dari yurduna · ٱلسَّلَـٰمِ s-selami esenlik · وَيَهْدِى ve yehdi ve iletir · مَن men kimseyi · يَشَآءُ yeşa'u dilediği · إِلَىٰ ila · صِرَٰطٍۢ siratin yola · مُّسْتَقِيمٍۢ mustekimin doğru • دعو (dEw) kökü: aramak, arzu etmek, istemek, talep etmek, seslenmek, çağırmak, atfetmek, haykırmak, seslenmek, dua etmek, yalvarmak, dilekçe vermek, ihtiyaç duymak, çağırmak, davet etmek, iddia etmek, yardım etmek • دور (dwr) kökü: Dönmek, devretmek, dolaşmak • سلم (slm) kökü: barış, güvenlik, selamet, kurtuluş, esenlik, teslim olmak, boyun eğmek, barışmak, teslim etmek, merdiven, sağlıklı olmak, kusursuz olmak • هدي (hdy) kökü: Yol göstermek/yönlendirmek, doğru yolu takip etmek/tutmak, doğru yola yönlendirilmiş/hidayete ermiş, bir yol/gidiş/metot/davranış tarzı/tutum. Hediye. • شيا ($yA) kökü: irade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\"… • صرط (SrT) kökü: Düz, yeteri kadar geniş ve zorluk çekilmeden yürünebilen bir patika/yol. Bir yol/güzergah/patika, uzun kılıç. • قوم (qwm) kökü: Kıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk… • Yunus suresi 109 ayettir; bu 25. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).