Akıl Kuran (akilkuran.com)

Yunus Suresi 28. Ayet Meali

O Gün, onların hepsini toplarız. Sonra şirk koşanlara, "Siz ve şirk koştuklarınız, olduğunuz yerde durun." diyeceğiz. Artık onları birbirinden ayıracağız. Şirk koşulanlar, şöyle diyecekler: "Siz, bize kulluk etmiyordunuz."

Yunus 10:28 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. O Gün, onların hepsini toplarız.
Yunus 10:28
وَيَوْمَ نَحْشُرُهُمْ جَم۪يعاً ثُمَّ نَقُولُ لِلَّذ۪ينَ اَشْرَكُوا مَكَانَكُمْ اَنْتُمْ وَشُرَكَٓاؤُ۬كُمْۚ فَزَيَّلْنَا بَيْنَهُمْ وَقَالَ شُرَكَٓاؤُ۬هُمْ مَا كُنْتُمْ اِيَّانَا تَعْبُدُونَ • Ve yevme nahsuruhum cemian summe nekulu lillezine eşreku mekanekum entum ve şurekaukum, fe zeyyelna beynehum, ve kale şurekauhum ma kuntum iyyana ta'budun. • Meal: O Gün, onların hepsini toplarız. Sonra şirk[1] koşanlara, "Siz ve şirk koştuklarınız, olduğunuz yerde durun." diyeceğiz. Artık onları birbirinden ayıracağız. Şirk koşulanlar, şöyle diyecekler: "Siz, bize kulluk etmiyordunuz." • Dipnot 1: Şirk: Allah'ın; yetki, nitelik ve imtiyazlarını, O'nun yanı sıra soyut ya da somut başka birilerine -Nebilere, alimlere, mürşidlere, kişi ve kurumlara- vermek demektir. Allah'a ait; -gaybı bilmek, dinde hüküm koymak, şefaat etmek, yol göstermek gibi- nitelikleri Allah'ın yanı sıra başka bir varlıkta görmektir. • Kelime kelime: وَيَوْمَ ve yevme ve o gün · نَحْشُرُهُمْ nehşuruhum onları biraraya toplarız · جَمِيعًۭا cemian tümünü · ثُمَّ summe sonra · نَقُولُ nekulu deriz · لِلَّذِينَ lillezine kimselere · أَشْرَكُوا۟ eşraku ortak koşan(lara) · مَكَانَكُمْ mekanekum (haydi) yerlerinize! · أَنتُمْ entum siz · وَشُرَكَآؤُكُمْ ۚ ve şuraka'ukum ve ortak koştuklarınız · فَزَيَّلْنَا fezeyyelna böylece ayırırız · بَيْنَهُمْ ۖ beynehum onları birbirlerinden · وَقَالَ ve kale ve (şöyle) derler · شُرَكَآؤُهُم şuraka'uhum koştukları ortaklar · مَّا ma · كُنتُمْ kuntum siz değildiniz · إِيَّانَا iyyana bize · تَعْبُدُونَ tea'budune ibadet ediyor • يوم (ywm) kökü: Gün, dönem, periyot, zaman, bugün, bu / şu gün, çağ/zaman periyodu, güneşin belli bir noktaya kadar yükseliş süreci, kaza veya olay.. Türkçe’ye girmiş türevler : yevm, eyyam, eyyamcı, yevmiye, yevmiyeci • حشر (H$r) kökü: Toplanmak/bir araya gelmek/bir araya getirmek, ölüleri diriltmek, sürgün etmek, bir yerden başka bir yere sürmek, bir şeyi ince veya narin ya da küçük yapmak, bir şeyi keskin ve sivri yapmak (örneğin mızrak ucu ve… • جمع (jmE) kökü: Toplamak veya bir araya getirmek, birleştirmek, toplanmak veya bir araya gelmek, birleşmek veya bağlanmak veya bağlantı kurmak, birlik durumuna getirmek, uzlaştırmak veya barıştırmak, bir şey giymek [giysi]… • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • شرك ($rk) kökü: yoldaş/ortak olmak, paylaşmak. şirkun - paylaşma, katılım, çok tanrıcılık, putperestlik, Allah'a ortak koşmak. şerik (çoğul: şüreka) - ortak, partner, paylaşımcı. İkinci çekim isimleri, bitişik zamirlerle takip… • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • زيل (zyl) kökü: (olumsuz ma, la veya lam ekleriyle) Durmaz, devam eder, hala, henüz. Bir kenara koymak/ayırmak, ayırmak/kaldırmak/dağıtmak. • بين (byn) kökü: Bir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma… • عبد (Ebd) kökü: hizmet etmek, ibadet etmek, tapmak, bir şey etkisini kabul etmek, teslimiyetle veya tevazu ile itaat etmek, onaylamak, uygulamak, adamak, itaat etmek, köle, kontrol altına almak, bir araya getirmek, esir etmek • Yunus suresi 109 ayettir; bu 28. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).