De ki: "Ortak koştuklarınızdan ilk kez yaratıp sonra tekrar diriltecek var mıdır?" De ki: "Allah, ilk olarak yaratır, sonra diriltir. Nasıl da çevriliyorsunuz?"
Yunus 10:34قُلْ هَلْ مِنْ شُرَكَٓائِكُمْ مَنْ يَبْدَؤُا الْخَلْقَ ثُمَّ يُع۪يدُهُۜ قُلِ اللّٰهُ يَبْدَؤُا الْخَلْقَ ثُمَّ يُع۪يدُهُ فَاَنّٰى تُؤْفَكُونَ • Kul hel min şurekaikum men yebdeul halka summe yu'iduh, kulillahu yebdeul halka summe yu'iduhu fe enna tu'fekun. • Meal: De ki: "Ortak koştuklarınızdan ilk kez yaratıp sonra tekrar diriltecek var mıdır?" De ki: "Allah, ilk olarak yaratır, sonra diriltir. Nasıl da çevriliyorsunuz?" • Kelime kelime: قُلْ kul de ki · هَلْ hel var mıdır? · مِن min · شُرَكَآئِكُم şurakaikum sizin ortak koştuklarınızdan · مَّن men bir kimse · يَبْدَؤُا۟ yebdeu ilk kez gerçekleştirip · ٱلْخَلْقَ l-halka yaratma işini · ثُمَّ summe sonra · يُعِيدُهُۥ ۚ yuiyduhu yeniden diriltecek · قُلِ kuli de ki · ٱللَّهُ llahu Allah · يَبْدَؤُا۟ yebdeu ilk kez gerçekleştirip · ٱلْخَلْقَ l-halka yaratma işini · ثُمَّ summe sonra · يُعِيدُهُۥ ۖ yuiyduhu yeniden diriltir · فَأَنَّىٰ feenna artık nasıl? · تُؤْفَكُونَ tu'fekune çevriliyorsunuz • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • شرك ($rk) kökü: yoldaş/ortak olmak, paylaşmak. şirkun - paylaşma, katılım, çok tanrıcılık, putperestlik, Allah'a ortak koşmak. şerik (çoğul: şüreka) - ortak, partner, paylaşımcı. İkinci çekim isimleri, bitişik zamirlerle takip… • بدا (bdA) kökü: Başlamak, görünmek, ortaya çıkmak, belirmek, gözükmek, açığa çıkmak, belli olmak, anlaşılmak, aşikar olmak, meydana çıkmak, karar vermek, düşünmek • خلق (xlq) kökü: Bir şeyi ölçmek veya oranlamak, uygun ölçüye göre şekillendirmek veya yapmak, belirli bir ölçüye göre varlığa getirmek, tasarladığı bir kalıp veya modele göre ortaya çıkarmak, yokluktan varlığa getirmek (hiçten… • عود (Ewd) kökü: Geri dönmek, uzaklaşmak, geri gelmek, tekrarlamak, eski haline getirmek. Aidun - geri dönen kişi. Ma'adun - geri dönülen yer A'ada (fiil 4) - geri döndürmek, eski haline getirmek. A'ada fiili geçişli olup birinin geri… • اني (Any) kökü: Zamanı geldi; veya öyleydi, veya oldu, veya yaklaştı; O (bir şey) zamanının gerisinde veya sonrasındaydı; o veya o (bir insan) geride, geriye doğru veya geç kaldı; o gecikti veya geri durdu. Onu erteledi, öteledi… • افك (Afk) kökü: Durumunu/tavrını değiştirmek, geri çevirmek/döndürmek, fikir/yargı değiştirmek/saptırmak, aldatmak, yalan/yanlış söylemek, devirmek, baştan çıkarmak. • Yunus suresi 109 ayettir; bu 34. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).