De ki: "Allah'ın size rızık olarak indirdiklerinin bir kısmını helal, bir kısmını haram yaptığınızı görmüyor musunuz?" De ki: "Allah mı size izin verdi, yoksa Allah'a iftira mı ediyorsunuz?"
Yunus 10:59قُلْ اَرَاَيْتُمْ مَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ لَكُمْ مِنْ رِزْقٍ فَجَعَلْتُمْ مِنْهُ حَرَاماً وَحَلَالاًۜ قُلْ آٰللّٰهُ اَذِنَ لَكُمْ اَمْ عَلَى اللّٰهِ تَفْتَرُونَ • Kul e reeytum ma enzelallahu lekum min rızkın fe cealtum minhu haramen ve halala, kul allahu ezine lekum em alallahi tefterun. • Meal: De ki: "Allah'ın size rızık olarak indirdiklerinin bir kısmını helal, bir kısmını haram yaptığınızı[1] görmüyor musunuz?" De ki: "Allah mı size izin verdi, yoksa Allah'a iftira mı ediyorsunuz?" • Dipnot 1: Din adamları sınıfı, dini geçim kaynağı yapan kimselerden oluşmaktadır: Alimler, fakihler, müçtehitler, din görevlileri, tarikat şeyhleri, mürşitler… Bu sınıf, Allah haram etmediği halde, dinde o kadar çok haram üretti ki İslam dini mayın tarlasına dönüştü. Din; güç yetirilemez, taşınamaz, katlanılamaz ve içinden çıkılamaz bir hal aldı. Bunlar, -insanları karanlıktan aydınlığa çıkarmak için gönderilen- Kur'an adına, sünnet adına uydurdukları yalanlarla insanları karanlıklara gömdüler. Sonuç olarak da fıtratı/kişiliği, karakteri ve ahlakı bozulmuş toplumlar ortaya çıktı. • Kelime kelime: قُلْ kul de ki · أَرَءَيْتُم eraeytum görmüyor musunuz? · مَّآ ma · أَنزَلَ enzele indirdiğini · ٱللَّهُ llahu Allah'ın · لَكُم lekum size · مِّن min -tan · رِّزْقٍۢ rizkin rızık- · فَجَعَلْتُم fe cealtum ve sizin kıldığınızı · مِّنْهُ minhu ondan · حَرَامًۭا haramen (bir kısmını) haram · وَحَلَـٰلًۭا ve halalen (bir kısmını) helal · قُلْ kul de ki · ءَآللَّهُ allehu Allah mı? · أَذِنَ ezine izin verdi · لَكُمْ ۖ lekum size · أَمْ em yoksa · عَلَى ala karşı · ٱللَّهِ llahi Allah'a · تَفْتَرُونَ tefterune iftira (mı) ediyorsunuz • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • راي (rAy) kökü: görmek/düşünmek/tutmak, görüşüne göre, algılamak, yargılamak, değerlendirmek, bilmek. ara'itaka / ara'itakum - bana söyle sen/siz (kişi zamiri Kaf vurgu için eklenmiştir ve anlama katkısı olmayan bir fazlalık değildir)… • نزل (nzl) kökü: inmek, aşağı gelmek, olaylara rastlamak, bir yere inip konmak, bir yerde konakmak. indirmek, gönderme. Bir misafir için hazırlanan şey, ikametgah, hediye. Konak, mevki. Aşağı indirmek, göndermek. Aşağı inme, vahiy… • رزق (rzq) kökü: sağlamak, vermek, bahşetmek, lütfetmek, geçim kaynağı. turzaqan - ikisine de rızk/bahşiş verilecek. rizq - nimet, bağış, pay. raziq - sağlayan, veren. razzaq - büyük sağlayıcı/bahşeden. • جعل (jEl) kökü: yapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamak • حرم (Hrm) kökü: Yasaklamak, engellemek, önlemek, yasadışı ilan etmek veya yapmak, mahrum bırakmak, kutsal/dokunulmaz/saygı veya hürmet veya onura layık olmak, bir şeyi reddetmek veya inkar etmek, birini umutsuzluğa sürüklemek, refahtan… • حلل (Hll) kökü: Çözmek/açmak (düğüm), affetmek (günah), çözmek (zorluk/problem/bilmece), çözmek, affetmek, eritmek/sıvılaştırmak. Bir şeyi analiz etmek. Bir yerde ikamet etmek/konaklamak/yerleşmek, bir yer almak veya işgal etmek… • اذن (Apn) kökü: kulak vermek veya dinlemek, hoşlanmak, izin vermek, emretmek/bildirmek/ilan etmek, kulak, iştah/özlem/hasret • فري (fry) kökü: Kesmek/bölmek/yarmak, iftira atmak, (yalan) uydurmak. • Yunus suresi 109 ayettir; bu 59. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).