Allah'a karşı yalan uyduranlar, kıyamet gününü ne sanıyorlar? Doğrusu Allah, insanlara karşı bol bağış sahibidir. Ancak onların çoğu yine de şükretmezler.
Yunus 10:60وَمَا ظَنُّ الَّذ۪ينَ يَفْتَرُونَ عَلَى اللّٰهِ الْكَذِبَ يَوْمَ الْقِيٰمَةِۜ اِنَّ اللّٰهَ لَذُو فَضْلٍ عَلَى النَّاسِ وَلٰكِنَّ اَكْثَرَهُمْ لَا يَشْكُرُونَ۟ • Ve ma zannullezine yefterune alallahil kezibe yevmel kıyameh, innallahe le zu fadlın alen nasi ve lakinne ekserehum la yeşkurun. • Meal: Allah'a karşı yalan uyduranlar, kıyamet gününü ne sanıyorlar? Doğrusu Allah, insanlara karşı bol bağış sahibidir. Ancak onların çoğu yine de şükretmezler. • Kelime kelime: وَمَا ve ma ve nedir? · ظَنُّ zennu zanları · ٱلَّذِينَ ellezine kimselerin · يَفْتَرُونَ yefterune uyduranların · عَلَى ala karşı · ٱللَّهِ llahi Allah'a · ٱلْكَذِبَ l-kezibe yalan · يَوْمَ yevme günü (hakkında) · ٱلْقِيَـٰمَةِ ۗ l-kiyameti kıyamet · إِنَّ inne şüphesiz · ٱللَّهَ llahe Allah · لَذُو lezu sahibidir · فَضْلٍ fedlin lütuf · عَلَى ala karşı · ٱلنَّاسِ n-nasi insanlara · وَلَـٰكِنَّ velakinne ve ancak · أَكْثَرَهُمْ ekserahum onların çoğu · لَا la · يَشْكُرُونَ yeşkurune şükretmezler • ظنن (Znn) kökü: Düşünmek, varsaymak, şüphe etmek, farz etmek, zannetmek, inanmak, bilmek, hayal etmek, şüphelenmek, varsayımsal olmak, kişinin gözlemlerine dayanarak bir şeyden emin olmak. Genel bir kural olarak bu fiil çoğunlukla… • فري (fry) kökü: Kesmek/bölmek/yarmak, iftira atmak, (yalan) uydurmak. • كذب (kpb) kökü: Yalan söylemek, gerçek olmayan şeyleri söylemek, uydurma bir yalan söylemek, bir yalan ileri sürmek, bir yalan anlatmak, bir yalan söylemek, yanlış olmak, kesilmek, aldatmak, beklentileri boşa çıkarmak. • يوم (ywm) kökü: Gün, dönem, periyot, zaman, bugün, bu / şu gün, çağ/zaman periyodu, güneşin belli bir noktaya kadar yükseliş süreci, kaza veya olay.. Türkçe’ye girmiş türevler : yevm, eyyam, eyyamcı, yevmiye, yevmiyeci • قوم (qwm) kökü: Kıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk… • فضل (fDl) kökü: üstün olmak, seçkin olmak, aşmak, üstün, kazanmak/hediye, fayda/nimet/iyilik/lütuf bahşetmek • نوس (nws) kökü: sallamak, durmak, hareket etmek, fırlatmak. İnsanlık, insanlar, diğerleri, erkekler. • كثر (kvr) kökü: Sayı veya miktar olarak aşmak, artmak, çoğalmak, sık sık olmak, bol, zenginlik; Çok olmak, sayıca fazla olmak, kalabalık olmak, ataları çok olan veya iyi işleri çok olan bir insan. Çok iyiliğe sahip olan insan, diğer… • شكر ($kr) kökü: Teşekkür etmek, minnettar olmak, birinin iyiliğini fark etmek veya kabul etmek, övmek. Şükür - teşekkür etme, minnettarlık. Şakir - teşekkür eden veya minnettar olan, takdir edilen ve ödülde cömert olan. • Yunus suresi 109 ayettir; bu 60. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).