Onların kulluk ettikleri hakkında hiç kuşkun olmasın. Daha önce atalarının kulluk ettikleri gibi kulluk ediyorlar. Elbette paylarına düşeni eksiksiz olarak vereceğiz.
Hud 11:109فَلَا تَكُ ف۪ي مِرْيَةٍ مِمَّا يَعْبُدُ هٰٓؤُ۬لَٓاءِۜ مَا يَعْبُدُونَ اِلَّا كَمَا يَعْبُدُ اٰبَٓاؤُ۬هُمْ مِنْ قَبْلُۜ وَاِنَّا لَمُوَفُّوهُمْ نَص۪يبَهُمْ غَيْرَ مَنْقُوصٍ۟ • Fe la teku fi miryetin mimma ya'budu haula', ma ya'budune illa kema ya'budu abauhum min kabl, ve inna le muveffuhum nasibehum gayre menkus. • Meal: Onların kulluk ettikleri hakkında[1] hiç kuşkun olmasın. Daha önce atalarının kulluk ettikleri gibi kulluk ediyorlar. Elbette paylarına düşeni eksiksiz olarak vereceğiz. • Dipnot 1: Müşriklerin, ilahlarına kulluk ettikleri hakkında. • Kelime kelime: فَلَا fela o halde · تَكُ teku olmasın · فِى fi hiçbir · مِرْيَةٍۢ miryetin tereddüd · مِّمَّا mimma hakkında · يَعْبُدُ yea'budu taptıkları · هَـٰٓؤُلَآءِ ۚ ha'ula'i onların · مَا ma · يَعْبُدُونَ yea'budune onlar tapmazlar · إِلَّا illa başkasına · كَمَا kema gibi olandan · يَعْبُدُ yea'budu taptıkları · ءَابَآؤُهُم aba'uhum babalarının · مِّن min · قَبْلُ ۚ kablu daha önce · وَإِنَّا ve inna şüphesiz biz · لَمُوَفُّوهُمْ lemuveffuhum vereceğiz · نَصِيبَهُمْ nesibehum onların paylarını · غَيْرَ gayra olmadan · مَنقُوصٍۢ menkusin eksik • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • مري (mry) kökü: Bir şeyi ortaya çıkarmak, tartışmak veya mücadele etmek, şüphe etmek. • عبد (Ebd) kökü: hizmet etmek, ibadet etmek, tapmak, bir şey etkisini kabul etmek, teslimiyetle veya tevazu ile itaat etmek, onaylamak, uygulamak, adamak, itaat etmek, köle, kontrol altına almak, bir araya getirmek, esir etmek • ابو (Abw) kökü: baba/büyükbaba/ata, babalık, beslemek/yemek vermek/yetiştirmek, büyütmek • قبل (qbl) kökü: kabul etmek/almak/karşılamak/razı olmak, birisiyle karşılaşmak/buluşmak, karşı koymak/karşılaştırmak/dengelemek/tazmin etmek, ön taraf (12:26), onaylamak, lütfetmek • وفي (wfy) kökü: Sona ermek, sözünü tutmak, taahhüdünü yerine getirmek, borcunu ödemek, verdiği sözü tutmak. Tawaffa - ölmek. Wafaat - ölüm. • نصب (nSb) kökü: Sabitlemek, yükseltmek/kurmak/tesis etmek, düşmanlık/husumetle hareket etmek, bir şeyi yere koymak, yorgun/bitkin, zorluk/sıkıntı/üzüntü çekmek, nasiba - özen göstermek, çalışmak/emek vermek, ısrarlı olmak. • غير (gyr) kökü: getirmek, iletmek, fayda, bahşedilmiş; bir şeyi kötüye doğru değiştirmek veya bozmak, bozulmuş, kirletilmiş, bulaşmış, kötü kokulu hale getirmek; ayarlama, onarım; iki kişi arasındaki fark; kıskanç olmak; temin etmek… • نقص (nqS) kökü: Azalmak, eksilmek, tükenmek, azaltmak, kayıp veya eksikliğe neden olmak, tüketmek, yetersiz kalmak, israf etmek, hafiflemek. • Hud suresi 123 ayettir; bu 109. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).