Mutlu olanlar ise, Cennet'tedirler. Rabb'in aksini dilemedikçe, gökler ve yer durdukça, orada sürekli kalacaklardır. Bu kesintisiz bir iyiliktir.
Hud 11:108وَاَمَّا الَّذ۪ينَ سُعِدُوا فَفِي الْجَنَّةِ خَالِد۪ينَ ف۪يهَا مَا دَامَتِ السَّمٰوَاتُ وَالْاَرْضُ اِلَّا مَا شَٓاءَ رَبُّكَۜ عَطَٓاءً غَيْرَ مَجْذُوذٍ • Ve emmellezine suidu fe fil cenneti halidine fiha ma dametis semavatu vel ardu illa ma şae rabbuk, ataen gayre meczuz. • Meal: Mutlu olanlar ise, Cennet'tedirler. Rabb'in aksini dilemedikçe, gökler ve yer durdukça, orada sürekli kalacaklardır. Bu kesintisiz bir iyiliktir. • Kelime kelime: وَأَمَّا ve emma ve · ٱلَّذِينَ ellezine kimseler · سُعِدُوا۟ suidu mutlu olan(lar) · فَفِى fefi içindedirler · ٱلْجَنَّةِ l-cenneti cennet · خَـٰلِدِينَ halidine onlar sürekli kalıcıdırlar · فِيهَا fiha orada · مَا ma · دَامَتِ dameti durdukça · ٱلسَّمَـٰوَٰتُ s-semavatu gökler · وَٱلْأَرْضُ vel'erdu ve yer · إِلَّا illa dışında · مَا ma · شَآءَ şa'e diledikleri · رَبُّكَ ۖ rabbuke Rabbinin · عَطَآءً ata'en bir lütuftur · غَيْرَ gayra olmaksızın · مَجْذُوذٍۢ meczuzin kesinti • سعد (sEd) kökü: Mutlu olmak, şanslı olmak, uğurlu olmak, mesut olmak, bahtiyar olmak, yardım etmek, destek olmak, yukarı çıkmak, yükselmek • جنن (jnn) kökü: örtülü/gizli/kapalı/saklı/korumalı (örn. kumaş, zırh, mezar, kalkan), görünmez, karanlık/ele geçirilmiş olmak, gece karanlığı, akıldan yoksun, deli/çılgın/aklı başında olmayan, karışıklık/şaşkınlık • خلد (xld) kökü: Kalmak/ikamet etmek, sürekli/daima/sonsuz/sonsuza dek/devamlı olarak devam etmek, başkasını takılarla süslemek, ileri yaşta yavaş yavaş kırlaşmak/ağarmak, sonsuz güçle donatılmış olmak • دوم (dwm) kökü: Devam etmek, dayanmak, ısrar etmek, kalmak, sebat etmek, sürmek, hareketsiz durmak, hayatta kalmak. • سمو (smw) kökü: yüce/yüksek olmak, yükseltilmiş, çatı, tavan; isim, sıfat, nitelik; semavat - yükseklikler/gökler/yağmur, yağmur bulutları. ism - Bir şeyin/nesnenin ayırt edici işareti Türkçe’ye girmiş türevler : sema, semavat… • ارض (ArD) kökü: yer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin… • شيا ($yA) kökü: irade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\"… • ربب (rbb) kökü: Usta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren… • عطو (ETw) kökü: Almak, kabul etmek. Ataun - hediye verme, hediye. A'ta - hediye vermek, teklif etmek. Ta'ata (6. fiil) - aldı. • غير (gyr) kökü: getirmek, iletmek, fayda, bahşedilmiş; bir şeyi kötüye doğru değiştirmek veya bozmak, bozulmuş, kirletilmiş, bulaşmış, kötü kokulu hale getirmek; ayarlama, onarım; iki kişi arasındaki fark; kıskanç olmak; temin etmek… • جذذ (jpp) kökü: Kesmek veya kesip koparmak, tamamen ve hızlıca kesmek, birçok parçaya kesmek, yok etmek, parçalara ayırmak, bölmek, bir şeye acele etmek. • Hud suresi 123 ayettir; bu 108. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).