Akıl Kuran (akilkuran.com)

Hud Suresi 41. Ayet Meali

"Haydi, binin." dedi. "Onun gitmesi de durması da Allah'ın adıyladır. Elbette Rabb'im Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir."

Hud 11:41 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. "Haydi, binin." dedi.
Hud 11:41
وَقَالَ ارْكَبُوا ف۪يهَا بِسْمِ اللّٰهِ مَجْرٰۭۙيهَا وَمُرْسٰيهَاۜ اِنَّ رَبّ۪ي لَغَفُورٌ رَح۪يمٌ • Ve kalerkebu fiha bismillahi mecraha ve mursaha, inne rabbi le gafurun rahim. • Meal: "Haydi, binin." dedi. "Onun gitmesi de durması da Allah'ın adıyladır. Elbette Rabb'im Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir." • Kelime kelime: وَقَالَ ve kale ve dedi ki · ٱرْكَبُوا۟ rkebu haydi binin · فِيهَا fiha ona · بِسْمِ bismi adıyladır · ٱللَّهِ llahi Allah'ın · مَجْر۪ىٰهَا mecraha yüzmesi de · وَمُرْسَىٰهَآ ۚ ve mursaha ve durması da · إِنَّ inne şüphesiz · رَبِّى rabbi Rabbim · لَغَفُورٌۭ legafurun bağışlayıcıdır · رَّحِيمٌۭ rahimun rahmet edicidir • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • ركب (rkb) kökü: Binmek, gemiye binmek, üzerine çıkmak, taşınmak, gemiye binmek, denizde seyahat etmek, yolda yürümek, (bir hata) yapmak. Rakbun - kervan. Rukban (rakib'in çoğulu) - binen kişi, binmiş olan. Rikab - develer. Rakub - bir… • سمو (smw) kökü: yüce/yüksek olmak, yükseltilmiş, çatı, tavan; isim, sıfat, nitelik; semavat - yükseklikler/gökler/yağmur, yağmur bulutları. ism - Bir şeyin/nesnenin ayırt edici işareti Türkçe’ye girmiş türevler : sema, semavat… • جري (jry) kökü: Akmak, hızlıca koşmak, bir yol izlemek, meydana gelmek veya oluşmak, bir şeye yönelmek veya amaçlamak, sürekli veya kalıcı olmak, bir vekil veya görevli temsilci göndermek. • رسو (rsw) kökü: Demir atmak, demirlemek, sabit olmak, sabitlenmek, sağlam durmak, kararlı olmak, yerleşmek, durmak, yanaşmak, limana varmak • ربب (rbb) kökü: Usta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren… • غفر (gfr) kökü: korumak, örtmek, gizlemek, siper etmek, miğfer, affetmek, bağışlamak, koruma/af dilemek • رحم (rHm) kökü: merhamet etmek, şefkat göstermek, severek ve acıyarak korumak. Yufka yürekli olmak, acımak, birinin üzüntüsüne ortak olmak. Acınacak durumda bulunan kimseye yönelik yufka yüreklilik ve şefkat. Lütufta bulunma. • Hud suresi 123 ayettir; bu 41. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).