Buyruğumuz gelip tandır kaynamaya başladığı zaman, Biz dedik ki: "Her cinsten birer çift ve aleyhlerinde hüküm verilmiş olanlar hariç aileni ve İman Edenleri ona yükle." Zaten onunla birlikte çok az kimse iman etmişti.
Hud 11:40حَتّٰٓى اِذَا جَٓاءَ اَمْرُنَا وَفَارَ التَّنُّورُۙ قُلْنَا احْمِلْ ف۪يهَا مِنْ كُلٍّ زَوْجَيْنِ اثْنَيْنِ وَاَهْلَكَ اِلَّا مَنْ سَبَقَ عَلَيْهِ الْقَوْلُ وَمَنْ اٰمَنَۜ وَمَٓا اٰمَنَ مَعَهُٓ اِلَّا قَل۪يلٌ • Hatta iza cae emruna ve faret tennuru kulnahmil fiha min kullin zevceynisneyni ve ehleke illa men sebeka aleyhil kavlu ve men amen, ve ma amene meahu illa kalil. • Meal: Buyruğumuz gelip tandır kaynamaya[1] başladığı zaman, Biz dedik ki: "Her cinsten birer çift[2] ve aleyhlerinde hüküm verilmiş olanlar hariç aileni ve İman Edenleri ona yükle." Zaten onunla birlikte çok az kimse iman etmişti. • Dipnot 1: Gözenek gözenek sular fışkırmaya başlayınca. • Dipnot 2: Gemiye alınması istenen hayvanlar yalnızca evcil olan hayvanlardır. • Kelime kelime: حَتَّىٰٓ hatta sonunda · إِذَا iza zaman · جَآءَ ca'e geldiği · أَمْرُنَا emruna emrimiz · وَفَارَ ve fara ve kaynadığında · ٱلتَّنُّورُ t-tennuru tandır · قُلْنَا kulna dedik ki · ٱحْمِلْ hmil bindir · فِيهَا fiha ona · مِن min · كُلٍّۢ kullin her şeyden · زَوْجَيْنِ zevceyni çifti · ٱثْنَيْنِ sneyni ikişer · وَأَهْلَكَ ve ehleke ve aileni · إِلَّا illa dışındaki · مَن men olanlar · سَبَقَ sebeka önceden · عَلَيْهِ aleyhi aleyhlerine · ٱلْقَوْلُ l-kavlu hüküm verilmiş · وَمَنْ ve men ve · ءَامَنَ ۚ amene iman edenleri · وَمَآ ve ma ve · ءَامَنَ amene zaten iman etmemişti · مَعَهُۥٓ meahu onunla beraber · إِلَّا illa dışında · قَلِيلٌۭ kalilun çok az kimse • جيا (jyA) kökü: gelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almak • امر (Amr) kökü: emretmek/emir vermek/buyurmak, yetki/güç/hakimiyet, danışmak/tavsiye etmek/istişare etmek, komuta etmek/emir vermek, komutan/vali/prens/kral olarak başkanlık etmek, deneyimli, çoğalmak/bollaşmak • فور (fwr) kökü: Kaynamak, taşmak, fışkırmak, koşmak, aceleyle yapmak, acele etmek, kontrolsüz bir şekilde gelmek, yükselmek, öfke nöbetine girmek, telaşlanmak, anında gelmek, hemen gelmek, aniden düşmek, ani bir hamle yapmak • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • حمل (Hml) kökü: Taşımak, yüklenmek, sırtlamak, götürmek, iletmek, göstermek/sergilemek, bir şeyi sırtında veya başında taşımak, yük taşımak, hamile kalmak veya çocuk sahibi olmak (kadın), iftira veya dedikodu yaymak, birine binmesi… • كلل (kll) kökü: 1. Tüm, bütün, tamlık, bütünlük 2. babasını ve çocuğunu kaybetmek, doğrudan mirasçısı bulunmamak, bitkin düşmek, yorgun, zayıf olmak; sadece uzak ilişkileri bulunmak Türkçe’ye girmiş türevler : küllî, külli yevmin… • زوج (zwj) kökü: Birleştirmek/çiftleştirmek/eşleştirmek/evlendirmek, evlilik, çift, eş, eş/zevce/koca • ثني (vny) kökü: Bükmek/katlamak, ikiye katlamak, bir şeyin bir parçasını diğerinin üzerine çevirmek, iki ucundan birini diğerine çekmek, bir şeyi diğerine birleştirmek veya eklemek, birini yolundan veya istediği şeyden döndürmek… • اهل (Ahl) kökü: sahip/insanlar/halk, okuyan/ezberleyen kişi, yönetici/sahip, ev halkı/aile/evde yaşayanlar • سبق (sbq) kökü: Geçmek, öne geçmek, önce gelmek, üstün gelmek, yarışta kazanmak, ileri geçmek, öncelik almak, hızlı gitmek, geride bırakmak • امن (Amn) kökü: güvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir… • قلل (qll) kökü: Az sayıda olmak, küçük miktarda olmak, nadir olmak. qalilun - az, küçük, nadir, seyrek. aqall - daha az, daha fakir. qallala - az görünmek. • Hud suresi 123 ayettir; bu 40. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).