Babalarının yanına vardıklarında: "Ey babamız! Kardeşimizi bizimle birlikte gönder ki tahıl alalım. Yoksa bize tahıl verilmeyecek. Onu mutlaka koruruz." dediler.
Yusuf 12:63فَلَمَّا رَجَعُٓوا اِلٰٓى اَب۪يهِمْ قَالُوا يَٓا اَبَانَا مُنِـعَ مِنَّا الْكَيْلُ فَاَرْسِلْ مَعَنَٓا اَخَانَا نَكْتَلْ وَاِنَّا لَهُ لَحَافِظُونَ • Fe lemma receu ila ebihim kalu ya ebana munia minnel keylu fe ersil meana ehana nektel ve inna lehu le hafizun. • Meal: Babalarının yanına vardıklarında: "Ey babamız! Kardeşimizi bizimle birlikte gönder ki tahıl alalım. Yoksa bize tahıl verilmeyecek. Onu mutlaka koruruz." dediler. • Kelime kelime: فَلَمَّا felemma zaman · رَجَعُوٓا۟ raceu döndükleri · إِلَىٰٓ ila · أَبِيهِمْ ebihim babalarına · قَالُوا۟ kalu dediler ki · يَـٰٓأَبَانَا ya ebana babamız · مُنِعَ munia men'edildi · مِنَّا minna bizden · ٱلْكَيْلُ l-keylu ölçü · فَأَرْسِلْ feersil (oyüzden) gönder · مَعَنَآ meana bizimle beraber · أَخَانَا ehana kardeşimizi · نَكْتَلْ nektel ölç(üp al)alım · وَإِنَّا ve inna şüphesiz biz · لَهُۥ lehu onu · لَحَـٰفِظُونَ lehafizune mutlaka koruruz • رجع (rjE) kökü: geri dönmek, kapatmak, (bir kimseye) itham etmek, geri gelmek, tekrarlamak, cevap vermek, cevap getirmek, geri getirilmek. raji'un - geri dönen. murji'un - dönüş, sonuç. taraja'a (vb. 6) - birbirine dönmek. • ابو (Abw) kökü: baba/büyükbaba/ata, babalık, beslemek/yemek vermek/yetiştirmek, büyütmek • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • منع (mnE) kökü: Engellemek, alıkoymak, durdurmak, önlemek, engelleyici olmak, yasaklamak, reddetmek veya geri çevirmek, aynı zamanda korumak veya savunmak veya muhafaza etmek, tartışmak veya itiraz etmek, direnmek veya dayanmak… • كيل (kyl) kökü: Ölçmek, tartmak, karşılaştırmak. • رسل (rsl) kökü: Bir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul… • اخو (Axw) kökü: Başka biriyle aynı ebeveynlere sahip olan veya sadece bir ebeveyni ortak olan erkek kişi; aynı soy/toprak/inanç/inanca sahip kişi; erkek kardeş; arkadaş; yoldaş; eş; çift halindeki parçalardan biri; akraba; yakından… • حفظ (HfZ) kökü: Bir şeyi korumak/muhafaza etmek/savunmak, bir şeye bakmak, bir şeyin yok olmasını önlemek, bir şey hakkında dikkatli/özenli/düşünceli/ilgili olmak, bir şeyi saklamak, depolamak, tutmak, bir şeyi ezberlemek (hafızaya… • Yusuf suresi 111 ayettir; bu 63. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).