Ve o kimseler, Allah'ın bağlı kalınmasını emrettiği şeye bağlı kalırlar, Rabb'lerini saygı ile yüceltirler, hesabın kötü olmasından korkarlar.
Rad 13:21وَالَّذ۪ينَ يَصِلُونَ مَٓا اَمَرَ اللّٰهُ بِه۪ٓ اَنْ يُوصَلَ وَيَخْشَوْنَ رَبَّهُمْ وَيَخَافُونَ سُٓوءَ الْحِسَابِۜ • Vellezine yasılune ma emerallahu bihi en yusale ve yahşevne rabbehum ve yehafune suel hisab. • Meal: Ve o kimseler, Allah'ın bağlı kalınmasını emrettiği şeye bağlı[1] kalırlar, Rabb'lerini saygı ile yüceltirler, hesabın kötü olmasından korkarlar. • Dipnot 1: Sahip çıkarlar, gereğini yaparlar, bağlantıyı kesmezler. • Kelime kelime: وَٱلَّذِينَ vellezine ve onlar · يَصِلُونَ yesilune bitiştirirler · مَآ ma şeyi · أَمَرَ emera istediği · ٱللَّهُ llahu Allah'ın · بِهِۦٓ bihi kendisiyle · أَن en · يُوصَلَ yusale bitiştirilmesini · وَيَخْشَوْنَ ve yehşevne ve saygılı olur · رَبَّهُمْ rabbehum Rablerine karşı · وَيَخَافُونَ ve yehafune ve korkarlar · سُوٓءَ su'e en kötü · ٱلْحِسَابِ l-hisabi hesaptan • وصل (wSl) kökü: Ulaşmak, erişmek, bağlanmak, uygulamak, yakınlaştırmak, gelmek/iletmek/aktarmak, devam etmek, birlik (arkadaşlar/dostlar/sevgililer arasında). • امر (Amr) kökü: emretmek/emir vermek/buyurmak, yetki/güç/hakimiyet, danışmak/tavsiye etmek/istişare etmek, komuta etmek/emir vermek, komutan/vali/prens/kral olarak başkanlık etmek, deneyimli, çoğalmak/bollaşmak • خشي (x$y) kökü: Korkmak veya dehşete düşmek, saygı/hürmet/onur/huşu ile korkmak, ummak, bir şeyi bilmek, korkutmak veya korku/dehşet vermek, tedbirli veya temkinli olmak. • ربب (rbb) kökü: Usta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren… • خوف (xwf) kökü: Korkmak, korkmak/ürkmek/dehşete düşmek, birine korku vermek, azaltmak veya eksiltmek veya almak, bir şeyden azar azar almak, bir şeyin kenarlarından almak, katletmek veya savaşmak • سوا (swA) kökü: eşit, düz, beraber, denk, aynı, birlikte, eşit olmak, düzleşmek • حسب (Hsb) kökü: Düşünmek, göz önünde bulundurmak, varsaymak, hayal etmek, görüşünde olmak. Bir şeyi saymak/hesaplamak/hesap etmek/hesaplamak, hesaplamak, ölçmek, bir şeyi hesaba katmak veya değerlendirmek, bir şeyin öyle olduğunu… • Rad suresi 43 ayettir; bu 21. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).