Akıl Kuran (akilkuran.com)

Rad Suresi 8. Ayet Meali

Allah, her dişinin neye gebe olduğunu, rahimlerin neyi azalttığını ve neyi artırdığını bilir. O'nun katında her şey koyduğu düzene göre işlemektedir.

Rad 13:8 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Allah, her dişinin neye gebe olduğunu, rahimlerin neyi azalttığını ve neyi artırdığını bilir.
Rad 13:8
اَللّٰهُ يَعْلَمُ مَا تَحْمِلُ كُلُّ اُنْثٰى وَمَا تَغ۪يضُ الْاَرْحَامُ وَمَا تَزْدَادُۜ وَكُلُّ شَيْءٍ عِنْدَهُ بِمِقْدَارٍ • Allahu ya'lemu ma tahmilu kullu unsa ve ma tegidul erhamu ve ma tezdad, ve kullu şey'in indehu bi mıkdar. • Meal: Allah, her dişinin neye gebe olduğunu, rahimlerin neyi azalttığını ve neyi artırdığını bilir. O'nun katında her şey koyduğu düzene göre işlemektedir. • Kelime kelime: ٱللَّهُ allahu Allah · يَعْلَمُ yea'lemu bilir · مَا ma neyi · تَحْمِلُ tehmilu yüklendiğini · كُلُّ kullu her · أُنثَىٰ unsa dişinin · وَمَا ve ma ve neyi · تَغِيضُ tegidu eksilttiğini · ٱلْأَرْحَامُ l-erhamu rahimlerin · وَمَا ve ma ve neyi · تَزْدَادُ ۖ tezdadu artırdığını · وَكُلُّ ve kullu ve her · شَىْءٍ şey'in şey · عِندَهُۥ indehu onun yanında · بِمِقْدَارٍ bimikdarin bir ölçü iledir • علم (Elm) kökü: İşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim… • حمل (Hml) kökü: Taşımak, yüklenmek, sırtlamak, götürmek, iletmek, göstermek/sergilemek, bir şeyi sırtında veya başında taşımak, yük taşımak, hamile kalmak veya çocuk sahibi olmak (kadın), iftira veya dedikodu yaymak, birine binmesi… • كلل (kll) kökü: 1. Tüm, bütün, tamlık, bütünlük 2. babasını ve çocuğunu kaybetmek, doğrudan mirasçısı bulunmamak, bitkin düşmek, yorgun, zayıf olmak; sadece uzak ilişkileri bulunmak Türkçe’ye girmiş türevler : küllî, külli yevmin… • انث (Anv) kökü: Kadın olmak, yumuşak olmak, dişi olmak, nazik olmak, kırılgan olmak, ince olmak • غيض (gyD) kökü: Azaldı veya miktar olarak kıtlaştı, azaldı, eksildi, yetersiz hale geldi, eksik kaldı; toprağa battı, toprakta kayboldu, toprağa gitti veya girer ya da birikir, suyun battığı yer [su için kullanılır]; tam oluşmamış… • رحم (rHm) kökü: merhamet etmek, şefkat göstermek, severek ve acıyarak korumak. Yufka yürekli olmak, acımak, birinin üzüntüsüne ortak olmak. Acınacak durumda bulunan kimseye yönelik yufka yüreklilik ve şefkat. Lütufta bulunma. • زيد (zyd) kökü: arttırılmış, aşmış, gereksiz/fazladan kalmış, kalıntı, ilave, abartılmış, ek, fazla • شيا ($yA) kökü: irade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\"… • عند (End) kökü: Edat: burada, ile, tarafından, noktasında, hakkında, -den/-dan, huzurunda. Kelime yakınlık fikrini ifade eder, ister sahiplik anlamında fiili olsun ister düşünsel olsun, ayrıca rütbe veya haysiyet veya görüş, zaman ve… • قدر (qdr) kökü: ölçmek/kararlaştırmak/belirlemek/sınırlamak/daraltmak, güce sahip olmak, muktedir olmak, bir ölçü, araç, yetenek, bir süre/karar, kader, yazgı, ölçülü, kararlaştırılmış • Rad suresi 43 ayettir; bu 8. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).