Allah'ın nimetini Küfre çevirenleri ve böylece kendi toplumlarını yok olma yurduna sürükleyenleri görüyorsun değil mi?
İbrahim 14:28اَلَمْ تَرَ اِلَى الَّذ۪ينَ بَدَّلُوا نِعْمَتَ اللّٰهِ كُفْراً وَاَحَلُّوا قَوْمَهُمْ دَارَ الْبَوَارِۙ • E lem tere ilellezine beddelu ni'metallahi kufren ve ehallu kavmehum darel bevar. • Meal: Allah'ın nimetini[1] Küfre[2] çevirenleri[3] ve böylece kendi toplumlarını yok olma yurduna sürükleyenleri görüyorsun değil mi? • Dipnot 1: Bkz. 14:2. ayetin dipnotu. • Dipnot 2: Vahiy ve hakikatle buluşmak, iman sahibi olmak Allah'ın en büyük nimetidir. • Dipnot 3: Vahyin üzeri din adına uydurulan hadis, siyer, tefsir, fıkıh, tasavvuf gibi yalan ve hurafelerle vahyin üzeri örtülerek İslam Küfre dönüştürüldü. Böylece İslam toplumları yok olma yurduna sürüklendiler. Günümüz sözde İslam olan dünyanın içinde bulunduğu durumun gerçek nedeni budur. • Kelime kelime: أَلَمْ elem · تَرَ tera görmedin mi? · إِلَى ila · ٱلَّذِينَ ellezine kimseleri · بَدَّلُوا۟ beddelu çeviren(leri) · نِعْمَتَ nia'mete ni'metini · ٱللَّهِ llahi Allah'ın · كُفْرًۭا kufran nankörlüğe · وَأَحَلُّوا۟ ve ehallu ve konduranları · قَوْمَهُمْ kavmehum kavimlerini · دَارَ dara yurduna · ٱلْبَوَارِ l-bevari helak • راي (rAy) kökü: görmek/düşünmek/tutmak, görüşüne göre, algılamak, yargılamak, değerlendirmek, bilmek. ara'itaka / ara'itakum - bana söyle sen/siz (kişi zamiri Kaf vurgu için eklenmiştir ve anlama katkısı olmayan bir fazlalık değildir)… • بدل (bdl) kökü: Değiştirme/başkalaştırma -> ilaveli veya ilavesiz, yerine koyma/değiş tokuş etme. • نعم (nEm) kökü: Rahat bir hayat sürmek, hayatın konfor ve kolaylıklarından zevk almak, neşeli olmak, konforlar/zevkler, kolay/yumuşak/bol/hoş/iyi/gelişen olmak, iyice yoğurmak/pişirmek. in'aam - iyilik, bir kişiye yapılan iyilik/lütuf… • كفر (kfr) kökü: Gizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar… • حلل (Hll) kökü: Çözmek/açmak (düğüm), affetmek (günah), çözmek (zorluk/problem/bilmece), çözmek, affetmek, eritmek/sıvılaştırmak. Bir şeyi analiz etmek. Bir yerde ikamet etmek/konaklamak/yerleşmek, bir yer almak veya işgal etmek… • قوم (qwm) kökü: Kıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk… • دور (dwr) kökü: Dönmek, devretmek, dolaşmak • بور (bwr) kökü: Yok olmuş, nesli tükenmiş, yıkılmış, kötüleşmiş/bozulmuş, yıkıcı, kayıp/zarar/eksiklik durumunda, etkisiz, durağan/sönük, aranmayan/istenmeyen • İbrahim suresi 52 ayettir; bu 28. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).