"Rabbim! Beni ve soyumu salatı ikame eden kıl. Rabb'imiz isteğimi kabul et."
İbrahim 14:40رَبِّ اجْعَلْن۪ي مُق۪يمَ الصَّلٰوةِ وَمِنْ ذُرِّيَّت۪يۗ رَبَّـنَا وَتَقَبَّلْ دُعَٓاءِ • Rabbic'alni mukimas salati ve min zurriyyeti rabbena ve tekabbel dua. • Meal: "Rabbim! Beni ve soyumu salatı ikame eden[1] kıl. Rabb'imiz isteğimi kabul et." • Dipnot 1: Bkz. 13:22. ayetin dipnotu. • Kelime kelime: رَبِّ rabbi Rabbim · ٱجْعَلْنِى c'alni beni kıl · مُقِيمَ mukime ayakta tutanlardan · ٱلصَّلَوٰةِ s-salati salatı · وَمِن ve min ve · ذُرِّيَّتِى ۚ zurriyeti zürriyetimi · رَبَّنَا rabbena Rabbimiz · وَتَقَبَّلْ ve tekabbel kabul buyur · دُعَآءِ duaa'i du'amı • ربب (rbb) kökü: Usta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren… • جعل (jEl) kökü: yapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamak • قوم (qwm) kökü: Kıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk… • صلو (Slw) kökü: Hayvanın arka orta bölümü, kuyruğunun çıktığı yer, sırtlamak, desteklemek, uyluklamak, yakından takip etmek, arkasından yürümek/takip etmek, (Musalli > önde giden atı izleyen arkadaki at) bağlı kalmak, söylev, nutuk… • ذرر (prr) kökü: Saçmak, serpmek, serpişdirmek, yükselmek. • قبل (qbl) kökü: kabul etmek/almak/karşılamak/razı olmak, birisiyle karşılaşmak/buluşmak, karşı koymak/karşılaştırmak/dengelemek/tazmin etmek, ön taraf (12:26), onaylamak, lütfetmek • دعو (dEw) kökü: aramak, arzu etmek, istemek, talep etmek, seslenmek, çağırmak, atfetmek, haykırmak, seslenmek, dua etmek, yalvarmak, dilekçe vermek, ihtiyaç duymak, çağırmak, davet etmek, iddia etmek, yardım etmek • İbrahim suresi 52 ayettir; bu 40. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).