Ant olsun ki, onlara, içlerinden bir Resul geldi. Fakat onu yalanladılar. Bunun üzerine onları azap yakaladı. Onlar zalimlerdir.
Nahl 16:113وَلَقَدْ جَٓاءَهُمْ رَسُولٌ مِنْهُمْ فَكَذَّبُوهُ فَاَخَذَهُمُ الْعَذَابُ وَهُمْ ظَالِمُونَ • Ve lekad caehum resulun minhum fe kezzebuhu fe ehazehumul azabu ve hum zalimun. • Meal: Ant olsun ki, onlara, içlerinden bir Resul geldi. Fakat onu yalanladılar. Bunun üzerine onları azap yakaladı. Onlar zalimlerdir. • Kelime kelime: وَلَقَدْ velekad ve andolsun · جَآءَهُمْ ca'ehum onlara geldi · رَسُولٌۭ rasulun bir elçi · مِّنْهُمْ minhum kendilerinden · فَكَذَّبُوهُ fekezzebuhu onu yalanladılar · فَأَخَذَهُمُ feehazehumu onları yakalayıverdi · ٱلْعَذَابُ l-azabu azab · وَهُمْ vehum ve onlar · ظَـٰلِمُونَ zalimune zulümlerine devam ederken • جيا (jyA) kökü: gelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almak • رسل (rsl) kökü: Bir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul… • كذب (kpb) kökü: Yalan söylemek, gerçek olmayan şeyleri söylemek, uydurma bir yalan söylemek, bir yalan ileri sürmek, bir yalan anlatmak, bir yalan söylemek, yanlış olmak, kesilmek, aldatmak, beklentileri boşa çıkarmak. • اخذ (Axp) kökü: eline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmek • عذب (Epb) kökü: cezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel… • ظلم (Zlm) kökü: karanlık, zulüm, haksızlık, adaletsizlik, hak gaspı, haksız yere birini sıkıntıya sokmak • Nahl suresi 128 ayettir; bu 113. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).