Akıl Kuran (akilkuran.com)

Nahl Suresi 27. Ayet Meali

Sonra Kıyamet Günü, onları rezil edecek. Ve "Hani uğrunda ayrılığa düştüğünüz ortaklarım nerede?" diyecek. Kendilerine ilim verilenler, "Rezillik ve kötülük, bugün Kafirlerin üzerinedir." diyecek.

Nahl 16:27 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Sonra Kıyamet Günü, onları rezil edecek.
Nahl 16:27
ثُمَّ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ يُخْز۪يهِمْ وَيَقُولُ اَيْنَ شُرَكَٓاءِيَ الَّذ۪ينَ كُنْتُمْ تُشَٓاقُّونَ ف۪يهِمْۜ قَالَ الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْعِلْمَ اِنَّ الْخِزْيَ الْيَوْمَ وَالسُّٓوءَ عَلَى الْكَافِر۪ينَۙ • Summe yevmel kıyameti yuhzihim ve yekulu eyne şurekaiyellezine kuntum tuşakkune fihim, kalellezine utul ilme innel hızyel yevme ves sue alel kafirin. • Meal: Sonra Kıyamet Günü, onları rezil edecek. Ve "Hani uğrunda ayrılığa düştüğünüz ortaklarım nerede?" diyecek. Kendilerine ilim verilenler, "Rezillik ve kötülük, bugün Kafirlerin üzerinedir." diyecek. • Kelime kelime: ثُمَّ summe sonra · يَوْمَ yevme günü · ٱلْقِيَـٰمَةِ l-kiyameti kıyamet · يُخْزِيهِمْ yuhzihim onları rezil eder · وَيَقُولُ ve yekulu ve derki · أَيْنَ eyne hani nerede? · شُرَكَآءِىَ şurakaiye ortaklarım · ٱلَّذِينَ ellezine · كُنتُمْ kuntum ettiğiniz · تُشَـٰٓقُّونَ tuşakkune düşmanlık · فِيهِمْ ۚ fihim haklarında · قَالَ kale derler · ٱلَّذِينَ ellezine olanlar · أُوتُوا۟ utu verilmiş · ٱلْعِلْمَ l-ilme ilim · إِنَّ inne şüphesiz · ٱلْخِزْىَ l-hizye rezillik · ٱلْيَوْمَ l-yevme bugün · وَٱلسُّوٓءَ ve ssu'e ve kötülük · عَلَى ala üzerinedir · ٱلْكَـٰفِرِينَ l-kafirine kafirler • يوم (ywm) kökü: Gün, dönem, periyot, zaman, bugün, bu / şu gün, çağ/zaman periyodu, güneşin belli bir noktaya kadar yükseliş süreci, kaza veya olay.. Türkçe’ye girmiş türevler : yevm, eyyam, eyyamcı, yevmiye, yevmiyeci • قوم (qwm) kökü: Kıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk… • خزي (xzy) kökü: Alçalmak/aşağılanmak/bayağılaşmak/değersizleşmek, sınav veya acı ve kötülüğe düşmek, çirkin davranışlar veya özellikler göstermek, onursuzluk nedeniyle kafası karışmak veya şaşkına dönmek, utanç duymak veya utançtan… • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • شرك ($rk) kökü: yoldaş/ortak olmak, paylaşmak. şirkun - paylaşma, katılım, çok tanrıcılık, putperestlik, Allah'a ortak koşmak. şerik (çoğul: şüreka) - ortak, partner, paylaşımcı. İkinci çekim isimleri, bitişik zamirlerle takip… • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • شقق ($qq) kökü: geçmek, yol açmak, geçit açmak, bölmek, yarmak, kesmek, ayırmak, parçalamak • اتي (Aty) kökü: Gelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak… • علم (Elm) kökü: İşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim… • سوا (swA) kökü: eşit, düz, beraber, denk, aynı, birlikte, eşit olmak, düzleşmek • كفر (kfr) kökü: Gizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar… • Nahl suresi 128 ayettir; bu 27. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).