Akıl Kuran (akilkuran.com)

Nahl Suresi 26. Ayet Meali

Onlardan öncekiler de düzen kurmuşlardı. Allah, onların yapılarını temelden yıktı, çatıları da tepelerine çöktü. Onlara, bu azap, hesaba katmadıkları yerden geldi.

Nahl 16:26 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Onlardan öncekiler de düzen kurmuşlardı.
Nahl 16:26
قَدْ مَكَرَ الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِهِمْ فَاَتَى اللّٰهُ بُنْيَانَهُمْ مِنَ الْقَوَاعِدِ فَخَرَّ عَلَيْهِمُ السَّقْفُ مِنْ فَوْقِهِمْ وَاَتٰيهُمُ الْعَذَابُ مِنْ حَيْثُ لَا يَشْعُرُونَ • Kad mekerellezine min kablihim fe etallahu bunyanehum minel kavaıdi fe harre aleyhimus sakfu min fevkıhim ve etahumul azabu min haysu la yeş'urun. • Meal: Onlardan öncekiler de düzen kurmuşlardı. Allah, onların yapılarını temelden yıktı, çatıları da tepelerine çöktü. Onlara, bu azap, hesaba katmadıkları yerden geldi.[1] • Dipnot 1: Müşriklerin kurdukları hile ve tuzakların alt üst edilişi bina benzetmesiyle anlatılmaktadır. • Kelime kelime: قَدْ kad kuşkusuz · مَكَرَ mekera tuzak kurmuşlardı · ٱلَّذِينَ ellezine kimseler · مِن min · قَبْلِهِمْ kablihim onlardan önceki · فَأَتَى feeta yıktı (söktü) · ٱللَّهُ llahu Allah · بُنْيَـٰنَهُم bunyanehum binalarını · مِّنَ mine -nden · ٱلْقَوَاعِدِ l-kavaidi temelleri- · فَخَرَّ feharra çökmüştü · عَلَيْهِمُ aleyhimu başlarına · ٱلسَّقْفُ s-sekfu tavan · مِن min · فَوْقِهِمْ fevkihim üstlerindeki · وَأَتَىٰهُمُ ve etahumu ve onlara gelmişti · ٱلْعَذَابُ l-azabu azab · مِنْ min · حَيْثُ haysu yerden · لَا la · يَشْعُرُونَ yeş'urune ummadıkları • مكر (mkr) kökü: Aldatmak, hile veya dolambaçlı yol kullanmak, kaçamak yapmak veya sakınmak, komplo kurmak, kurnazlık veya hüner kullanmak, politika izlemek, strateji uygulamak. • قبل (qbl) kökü: kabul etmek/almak/karşılamak/razı olmak, birisiyle karşılaşmak/buluşmak, karşı koymak/karşılaştırmak/dengelemek/tazmin etmek, ön taraf (12:26), onaylamak, lütfetmek • اتي (Aty) kökü: Gelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak… • بني (bny) kökü: inşa etmek, yapmak, kurmak, oluşturmak, bina yapmak, yapı, nesil, soy, aile • قعد (qEd) kökü: Oturmak, geride kalmak, geri tutmak, oyalanmak, pusu kurmak, hareketsiz oturmak, yerinde kalmak, vazgeçmek, sakınmak, geri durmak, tuzak kurmak, tuzak hazırlamak, ihmal etmek, oturma eylemi, temel/baz, çocuk doğurma… • خرر (xrr) kökü: Suyun mırıldanması/uğuldaması veya şırıldaması, ses çıkaracak şekilde akmak [mırıldama veya benzer bir ses çıkararak akmak/damlamak], akıtılmak [TA], rüzgarın hışırdama sesi çıkarması, horlamak veya nefes alırken ses… • سقف (sqf) kökü: Tavan, çatı, dam, kubbe, gök, gökyüzü, üst sınır, en yüksek düzey • فوق (fwq) kökü: Rütbe veya mükemmellikte üstün olmak, üstesinden gelmek, geçmek, üstünde/üzerinde olmak, üzerinde, üzerine, daha fazla, yüksekte olmak. Fauq - üstünde/üzerinde/daha fazla/üstün anlamında bir edattır. Fawaq - iki… • عذب (Epb) kökü: cezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel… • حيث (Hyv) kökü: Her yerde, nerede • شعر ($Er) kökü: bilmek/algılamak/anlamak, tanıtmak, duyularla algılamak, şuurunda olmak, şiir, edebi söz • Nahl suresi 128 ayettir; bu 26. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).