Sen, onların, doğru yola ermelerini ne kadar çok istersen iste; sapkınlıkta kararlı olanları Allah doğru yola iletmez. Onlar için bir yardımcı da bulunmaz.
Nahl 16:37اِنْ تَحْرِصْ عَلٰى هُدٰيهُمْ فَاِنَّ اللّٰهَ لَا يَهْد۪ي مَنْ يُضِلُّ وَمَا لَهُمْ مِنْ نَاصِر۪ينَ • İn tahris ala hudahum fe innallahe la yehdi men yudıllu ve ma lehum min nasırin. • Meal: Sen, onların, doğru yola ermelerini ne kadar çok istersen iste; sapkınlıkta kararlı olanları Allah doğru yola iletmez. Onlar için bir yardımcı da bulunmaz. • Kelime kelime: إِن in şayet · تَحْرِصْ tehris ne kadar istesen de · عَلَىٰ ala · هُدَىٰهُمْ hudahum onların yola gelmelerini · فَإِنَّ feinne kuşkusuz · ٱللَّهَ llahe Allah · لَا la · يَهْدِى yehdi yola getirmez · مَن men kimseyi · يُضِلُّ ۖ yudillu şaşırttığı · وَمَا ve ma ve olmaz · لَهُم lehum onların · مِّن min hiçbir · نَّـٰصِرِينَ nasirine yardımcıları • حرص (HrS) kökü: Şiddetle/hevesle/güçlü bir şekilde/açgözlülükle arzu etmek, tamah etmek, bir şeyi arzulamak, bir şeyi aşırı veya ölçüsüz ya da suçlu bir şekilde istemek, çabalamak veya emek vermek, kendini zorlamak, bir şeyi elde… • هدي (hdy) kökü: Yol göstermek/yönlendirmek, doğru yolu takip etmek/tutmak, doğru yola yönlendirilmiş/hidayete ermiş, bir yol/gidiş/metot/davranış tarzı/tutum. Hediye. • ضلل (Dll) kökü: Yanlış yola saptı, sapmış, yolunu şaşırmış. Doğru yoldan sapmış. Doğru yolu kaçırmış veya kaybetmiş. Bir şeyi kaybetmiş ve yerini bilmiyor. Şaşırmış ve doğru yolu görememiş. • نصر (nSr) kökü: yardım etmek/destek olmak, imdada yetişmek, korumak • Nahl suresi 128 ayettir; bu 37. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).