Onlar, Allah'ın yarattığı şeylerden, herhangi bir şeye bakmazlar mı? Gölgelerinin; secde ederek, saygıyla sağa sola dönüp O'nun yasalarına nasıl uyduklarını görmüyorlar mı?
Nahl 16:48اَوَلَمْ يَرَوْا اِلٰى مَا خَلَقَ اللّٰهُ مِنْ شَيْءٍ يَتَفَيَّؤُ۬ا ظِلَالُهُ عَنِ الْيَم۪ينِ وَالشَّمَٓائِلِ سُجَّداً لِلّٰهِ وَهُمْ دَاخِرُونَ • E ve lem yerev ila ma halakallahu min şey'in yetefeyyeu zilaluhu anil yemini veş şemaili succeden lillahi ve hum dahırun. • Meal: Onlar, Allah'ın yarattığı şeylerden, herhangi bir şeye bakmazlar mı? Gölgelerinin; secde[1] ederek, saygıyla sağa sola dönüp O'nun yasalarına nasıl uyduklarını görmüyorlar mı? • Dipnot 1: Boyun eğmek. Allah'ın evrene koyduğu işleyiş yasalarına tabi olmak. • Kelime kelime: أَوَلَمْ evelem · يَرَوْا۟ yerav görmediler mi? · إِلَىٰ ila · مَا ma şeyleri · خَلَقَ haleka yarattığı · ٱللَّهُ llahu Allah'ın · مِن min · شَىْءٍۢ şey'in her şeyden · يَتَفَيَّؤُا۟ yetefeyyeu döndüğünü · ظِلَـٰلُهُۥ zilaluhu gölgelerinin · عَنِ ani · ٱلْيَمِينِ l-yemini sağdan · وَٱلشَّمَآئِلِ ve şşemaili ve soldan · سُجَّدًۭا succeden secde ederek · لِّلَّهِ lillahi Allah'a · وَهُمْ vehum ve onlar · دَٰخِرُونَ dahirune sürünerek • راي (rAy) kökü: görmek/düşünmek/tutmak, görüşüne göre, algılamak, yargılamak, değerlendirmek, bilmek. ara'itaka / ara'itakum - bana söyle sen/siz (kişi zamiri Kaf vurgu için eklenmiştir ve anlama katkısı olmayan bir fazlalık değildir)… • خلق (xlq) kökü: Bir şeyi ölçmek veya oranlamak, uygun ölçüye göre şekillendirmek veya yapmak, belirli bir ölçüye göre varlığa getirmek, tasarladığı bir kalıp veya modele göre ortaya çıkarmak, yokluktan varlığa getirmek (hiçten… • شيا ($yA) kökü: irade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\"… • فيا (fyA) kökü: Geri dönmek, geri gitmek, (yeminden) vazgeçmek, yetki altına almak, yerini değiştirmek, kaydırmak, (gölgeyi) döndürmek. Gölge, savaş kazancı, savaş esiri. • ظلل (Zll) kökü: Kalmak, sürmek, devam etmek, bir şey yapmayı sürdürmek, olmak, dönüşmek, bir şeye dönüşerek büyümek, sebat etmek, bir şey yapmaya devam etti. Gölgelemek, üzerine gölge yapmak. Gölge, gölgelik, barınak. Tente, barınak… • يمن (ymn) kökü: Sağ taraf, sağ, sağ el, yemin, kutsama, sağa yönlendirmek, bereket sebebi olmak, müreffeh/şanslı/talihli. • شمل ($ml) kökü: İçermek, kapsamak, tasarlamak, oluşturmak, kavramak. Şimal (çoğul şemail) - sol, kuzey. • سجد (sjd) kökü: Secde etmek, boyun eğmek, itaat etmek, saygıyla eğilmek • دخر (dxr) kökü: Küçük olmak, değersiz olmak, alçakgönüllü olmak, hiçbir değeri veya önemi olmamak, sefil olmak, alçaltılmış olmak • Nahl suresi 128 ayettir; bu 48. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).