Biz, sana Kitap'ı, hakkında ayrılığa düştükleri şeyleri, kendilerine beyan etmen ve iman eden bir halk için yol gösterici ve rahmet olmasından başka bir şey için indirmedik.
Nahl 16:64وَمَٓا اَنْزَلْنَا عَلَيْكَ الْكِتَابَ اِلَّا لِتُبَيِّنَ لَهُمُ الَّذِي اخْتَلَفُوا ف۪يهِۙ وَهُدًى وَرَحْمَةً لِقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ • Ve ma enzelna aleykel kitabe illa li tubeyyine lehumullezihtelefu fihi ve huden ve rahmeten li kavmin yu'minun. • Meal: Biz, sana Kitap'ı, hakkında ayrılığa düştükleri şeyleri, kendilerine beyan[1] etmen ve iman eden bir halk için yol gösterici ve rahmet olmasından başka bir şey için indirmedik. • Dipnot 1: Bir şeyin kanıtlarıyla ortaya konması, ilan edilmesi. • Kelime kelime: وَمَآ ve ma ve · أَنزَلْنَا enzelna indirmedik · عَلَيْكَ aleyke sana · ٱلْكِتَـٰبَ l-kitabe Kitabı · إِلَّا illa dışında · لِتُبَيِّنَ litubeyyine açıklaman · لَهُمُ lehumu onlara · ٱلَّذِى llezi şeyi · ٱخْتَلَفُوا۟ htelefu ayrılığa düştükleri · فِيهِ ۙ fihi hakkında · وَهُدًۭى ve huden ve yol gösterici · وَرَحْمَةًۭ ve rahmeten ve rahmet · لِّقَوْمٍۢ likavmin bir kavim için · يُؤْمِنُونَ yu'minune inanan • نزل (nzl) kökü: inmek, aşağı gelmek, olaylara rastlamak, bir yere inip konmak, bir yerde konakmak. indirmek, gönderme. Bir misafir için hazırlanan şey, ikametgah, hediye. Konak, mevki. Aşağı indirmek, göndermek. Aşağı inme, vahiy… • كتب (ktb) kökü: yazmak, dikte ettirmek, emretmek/tayin etmek/buyurmak, hüküm vermek/karar çıkarmak, bir araya getirmek, toplamak, birleştirmek/bağlamak, dikmek, yazılı (kanun gibi), yazı biçimi/şekli, kitap, kitapçı, yazılan şey… • بين (byn) kökü: Bir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma… • خلف (xlf) kökü: Takip etmek/ardından gelmek/başkasının yerine geçmek, yerine geçmek veya yerini almak, birine tedarikçi olmak/tedarik etmek, birine bir şeyi iade etmek veya değiştirmek, arkadan vurmak veya çarpmak, eşinin… • هدي (hdy) kökü: Yol göstermek/yönlendirmek, doğru yolu takip etmek/tutmak, doğru yola yönlendirilmiş/hidayete ermiş, bir yol/gidiş/metot/davranış tarzı/tutum. Hediye. • رحم (rHm) kökü: merhamet etmek, şefkat göstermek, severek ve acıyarak korumak. Yufka yürekli olmak, acımak, birinin üzüntüsüne ortak olmak. Acınacak durumda bulunan kimseye yönelik yufka yüreklilik ve şefkat. Lütufta bulunma. • قوم (qwm) kökü: Kıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk… • امن (Amn) kökü: güvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir… • Nahl suresi 128 ayettir; bu 64. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).