Akıl Kuran (akilkuran.com)

Nahl Suresi 63. Ayet Meali

Allah'a ant olsun ki, Biz, kesinlikle senden önceki toplumlara da elçiler gönderdik. Şeytan, onlara yaptıklarını süslü gösterdi. Şeytan, o gün de bugün de onların velisidir. Onlar için acı veren bir azap vardır.

Nahl 16:63 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Allah'a ant olsun ki, Biz, kesinlikle senden önceki toplumlara da elçiler gönderdik.
Nahl 16:63
تَاللّٰهِ لَقَدْ اَرْسَلْـنَٓا اِلٰٓى اُمَمٍ مِنْ قَبْلِكَ فَزَيَّنَ لَهُمُ الشَّيْطَانُ اَعْمَالَهُمْ فَهُوَ وَلِيُّهُمُ الْيَوْمَ وَلَهُمْ عَذَابٌ اَل۪يمٌ • Tallahi lekad erselna ila umemin min kablike fe zeyyene lehumuş şeytanu a'malehum fe huve veliyyuhumul yevme ve lehum azabun elim. • Meal: Allah'a ant olsun ki, Biz, kesinlikle senden önceki toplumlara da elçiler gönderdik. Şeytan,[1] onlara yaptıklarını süslü gösterdi. Şeytan, o gün de bugün de onların velisidir. Onlar için acı veren bir azap vardır. • Dipnot 1: Kelime anlamı uzaklaşan, uzak olan demektir. Hakikat'ten uzak olan, Hakk'a, adalete ve iyiliğe aykırı hareket eden varlık, kişi, kurum, kötülük dürtüsün, saptırıcı telkin ve yönlendirmelerin ortak karakteristik adıdır. İnsanların içindeki kötülük dürtüsü için de şeytan denmektedir. • Kelime kelime: تَٱللَّهِ tallehi Allah'a andolsun ki · لَقَدْ lekad muhakkak · أَرْسَلْنَآ erselna elçi gönderdik · إِلَىٰٓ ila · أُمَمٍۢ umemin milletlere · مِّن min · قَبْلِكَ kablike senden önceki · فَزَيَّنَ fezeyyene süsledi · لَهُمُ lehumu onlara · ٱلشَّيْطَـٰنُ ş-şeytanu şeytan · أَعْمَـٰلَهُمْ ea'malehum yaptıklarını · فَهُوَ fehuve O · وَلِيُّهُمُ veliyyuhumu onların dostudur · ٱلْيَوْمَ l-yevme bugün · وَلَهُمْ velehum ve onlar için vardır · عَذَابٌ azabun bir azab · أَلِيمٌۭ elimun acıklı • رسل (rsl) kökü: Bir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul… • امم (Amm) kökü: ammina: önermek, bir yere doğru adım atmak, tamir etmek, yönelmek [5:2]ummun/umm: anne, kaynak, prensip, prototip, köken, örnek;ummi: anneye ait, okuma yazma bilmeyen, Arap, kendilerine ait vahyedilmiş kutsal kitabı… • قبل (qbl) kökü: kabul etmek/almak/karşılamak/razı olmak, birisiyle karşılaşmak/buluşmak, karşı koymak/karşılaştırmak/dengelemek/tazmin etmek, ön taraf (12:26), onaylamak, lütfetmek • زين (zyn) kökü: Süslemek, donatmak. Süslemek, zarafet katmak, onurlandırmak [bir eylem, nitelik veya söz için]. Dili süsledi, donattı veya düzenledi. Süsledi [örn. Yeryüzü veya toprak, bitki örtüsüyle süslendi], süsledi, dekore etti… • شطن ($Tn) kökü: Uzaklaşmak/uzak/ırak olmak, içine sıkıca girmek/yerleşmek, nüfuz edip gizlenmek, amacından/yönünden saparak karşı koymak, şeytan, aşırı kibirli/bozulmuş kişi, inançsız/isyankâr/küstah/inatçı/ters/sapkın, ip, derin… • عمل (Eml) kökü: iş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel… • ولي (wly) kökü: yakın olmak, yanında olmak, takip etmek, kadar olmak • يوم (ywm) kökü: Gün, dönem, periyot, zaman, bugün, bu / şu gün, çağ/zaman periyodu, güneşin belli bir noktaya kadar yükseliş süreci, kaza veya olay.. Türkçe’ye girmiş türevler : yevm, eyyam, eyyamcı, yevmiye, yevmiyeci • عذب (Epb) kökü: cezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel… • الم (Alm) kökü: acı çekmiş, ıstırap çekmiş, acı/keder/üzüntü ifade etmiş, ağıt dile getirmiş • Nahl suresi 128 ayettir; bu 63. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).