Akıl Kuran (akilkuran.com)

Nahl Suresi 93. Ayet Meali

Allah, dileseydi sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat Allah hak edeni3 saptırır, hak edeni de doğru yola iletir. Siz, yaptığınız her şeyden sorumlu tutulacaksınız.

Nahl 16:93 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Allah, dileseydi sizi tek bir ümmet yapardı.
Nahl 16:93
وَلَوْ شَٓاءَ اللّٰهُ لَجَعَلَكُمْ اُمَّةً وَاحِدَةً وَلٰكِنْ يُضِلُّ مَنْ يَشَٓاءُ وَيَهْد۪ي مَنْ يَشَٓاءُۜ وَلَتُسْـَٔلُنَّ عَمَّا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ • Ve lev şaallahu le cealekum ummeten vahideten ve lakin yudıllu men yeşau ve yehdi men yeşa', ve le tus'elunne amma kuntum ta'melun. • Meal: Allah, dileseydi[1] sizi tek bir ümmet[2] yapardı. Fakat Allah hak edeni3 saptırır, hak edeni[3] de doğru yola iletir. Siz, yaptığınız her şeyden sorumlu tutulacaksınız.[4] • Dipnot 1: Kelimesi kelimesine, dilediğini. "Dilediğini demek: Hak edeni demektir; Allah, sapkınlığı gerektiren şeyleri yapanı saptırır; doğru yola iletilmeyi gerektiren şeyleri yapanı da doğru yola iletir, demektir. Allah, "dilediğimi" demekle, "kimin neyi hak ettiğine en doğru kararı Ben veririm," demeyi kastetmektedir. Zira burada Allah'ın "dilemesi" insanın "dilemesine", "insanın seçimine" bağlı olarak gerçekleşmektedir. Dilemek anlamına gelen "Şae" kelimesinin ayetteki anlamı; "gayret göstereni, bir şey yapmak isteyeni" yani "bir şeyi dileyeni" anlamındadır. Seçim insana aittir ve belirleyici olan insanın "dilemesi"dir 10:108; 76:3). • Dipnot 2: Bu cümleden de anlaşılıyor ki "dilediğini tercih etme sorumluluğu" insanın kendisine aittir. • Dipnot 3: Toplum, topluluk. • Dipnot 4: İnsana tercihte bulnma hakkı vermeyerek, onları irade sahibi kılmayarak, bütün insanlığı tek tip bir toplum da yapabilirdi. • Kelime kelime: وَلَوْ velev şayet · شَآءَ şa'e dileseydi · ٱللَّهُ llahu Allah · لَجَعَلَكُمْ lecealekum hepinizi yapardı · أُمَّةًۭ ummeten ümmet · وَٰحِدَةًۭ vahideten bir tek · وَلَـٰكِن velakin fakat · يُضِلُّ yudillu şaşırtır · مَن men kimseyi · يَشَآءُ yeşa'u dilediği · وَيَهْدِى ve yehdi ve doğru yola iletir · مَن men kimseyi · يَشَآءُ ۚ yeşa'u dilediği · وَلَتُسْـَٔلُنَّ veletuselunne ve siz mutlaka sorulacaksınız · عَمَّا amma şeylerden · كُنتُمْ kuntum olduğunuz · تَعْمَلُونَ tea'melune yapıyor(lar) • شيا ($yA) kökü: irade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\"… • جعل (jEl) kökü: yapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamak • امم (Amm) kökü: ammina: önermek, bir yere doğru adım atmak, tamir etmek, yönelmek [5:2]ummun/umm: anne, kaynak, prensip, prototip, köken, örnek;ummi: anneye ait, okuma yazma bilmeyen, Arap, kendilerine ait vahyedilmiş kutsal kitabı… • وحد (wHd) kökü: Bir olmak, yalnız, eşsiz, benzersiz olmak, alçakgönüllü kalmak, ayrı durmak, birliği vurgulamak. Waahidun - kardinal, bir sayısı, tek. Wahda - yalnız. • ضلل (Dll) kökü: Yanlış yola saptı, sapmış, yolunu şaşırmış. Doğru yoldan sapmış. Doğru yolu kaçırmış veya kaybetmiş. Bir şeyi kaybetmiş ve yerini bilmiyor. Şaşırmış ve doğru yolu görememiş. • هدي (hdy) kökü: Yol göstermek/yönlendirmek, doğru yolu takip etmek/tutmak, doğru yola yönlendirilmiş/hidayete ermiş, bir yol/gidiş/metot/davranış tarzı/tutum. Hediye. • سال (sAl) kökü: akmak, dökülmek, sızmak, akıtmak, soruşturmak, sormak, dilenmek • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • عمل (Eml) kökü: iş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel… • Nahl suresi 128 ayettir; bu 93. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).