Akıl Kuran (akilkuran.com)

Nahl Suresi 92. Ayet Meali

İçinizden bir topluluğun başka bir topluluktan daha ribalı olmasından etkilenerek, yeminlerinizi aldatma amacıyla; ipliğini sağlamca eğirdikten sonra, onu geri çözüp bozan kadın gibi olmayın. Allah, sizi bununla sınıyor. Hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz şeyler, kıyamet günü size açıklanacaktır.

Nahl 16:92 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. İçinizden bir topluluğun başka bir topluluktan daha ribalı olmasından etkilenerek, yeminlerinizi aldatma am…
Nahl 16:92
وَلَا تَكُونُوا كَالَّت۪ي نَقَضَتْ غَزْلَهَا مِنْ بَعْدِ قُوَّةٍ اَنْكَاثاًۜ تَتَّخِذُونَ اَيْمَانَكُمْ دَخَلاً بَيْنَكُمْ اَنْ تَكُونَ اُمَّةٌ هِيَ اَرْبٰى مِنْ اُمَّةٍۜ اِنَّمَا يَبْلُوكُمُ اللّٰهُ بِه۪ۜ وَلَيُبَيِّنَنَّ لَكُمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ مَا كُنْتُمْ ف۪يهِ تَخْتَلِفُونَ • Ve la tekunu kelleti nekadat gazleha min ba'di kuvvetin enkasa, tettehızune eymanekum dehalen beynekum en tekune ummetun hiye erba min ummeh, innema yeblukumullahu bih, ve le yubeyyinenne lekum yevmel kıyameti ma kuntum fihi tahtelifun. • Meal: İçinizden bir topluluğun başka bir topluluktan daha ribalı[1] olmasından etkilenerek, yeminlerinizi aldatma amacıyla; ipliğini sağlamca eğirdikten sonra, onu geri çözüp bozan kadın gibi olmayın. Allah, sizi bununla[2] sınıyor. Hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz şeyler, kıyamet günü size açıklanacaktır. • Dipnot 1: Yeminlerinizle. • Dipnot 2: Sayı ve varlıkça daha güçlü, daha fazla. • Kelime kelime: وَلَا ve la ve asla · تَكُونُوا۟ tekunu olmayın · كَٱلَّتِى kalleti gibi · نَقَضَتْ nekadet çözen kadın · غَزْلَهَا gazleha ipliğini · مِنۢ min · بَعْدِ bea'di sonra · قُوَّةٍ kuvvetin kuvvetli · أَنكَـٰثًۭا enkasen büktükten · تَتَّخِذُونَ tettehizune bir vasıta yaparak · أَيْمَـٰنَكُمْ eymanekum yeminlerinizi · دَخَلًۢا dehalen bozucu · بَيْنَكُمْ beynekum aranızda · أَن en · تَكُونَ tekune olduğu için · أُمَّةٌ ummetun bir topluluk · هِىَ hiye · أَرْبَىٰ erba daha çok · مِنْ min · أُمَّةٍ ۚ ummetin diğer bir topluluktan · إِنَّمَا innema çünkü · يَبْلُوكُمُ yeblukumu sizi dener · ٱللَّهُ llahu Allah · بِهِۦ ۚ bihi bununla · وَلَيُبَيِّنَنَّ veleyubeyyinenne ve açıklayacaktır · لَكُمْ lekum size · يَوْمَ yevme günü · ٱلْقِيَـٰمَةِ l-kiyameti kıyamet · مَا ma şeyleri · كُنتُمْ kuntum olduğunuz · فِيهِ fihi hakkında · تَخْتَلِفُونَ tehtelifune ayrılığa düştüğünüz • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • نقض (nqD) kökü: Yıkmak, bozmak, sözleşmeyi bozmak, bir şeyi iptal etmek, anlaşmayı ihlal etmek, çözmek/bükmek • غزل (gzl) kökü: Eğirmek, pamuk veya yünü eğirmek, ihmalkar olmak, bir ceylanla şaşkına dönmek; onunla konuşmak ve aşık gibi davranmak; dönmek veya döndürmek; kendine görev edinmek; takipçisi olmak, aşığı olmak; aşık tavırlar veya… • بعد (bEd) kökü: sonra, ardından, ardından gelen, uzaklık, öteye, bir şeyin ardından, geçiş, uzak olmak, geçmek, gecikme • قوي (qwy) kökü: Güçlü olmak, güçlenmek, üstün gelmek, yapabilir olmak, güçlü olmak, dinç olmak, zorlu olmak. Quwwatun (çoğulu quwan) - güç, kuvvet, dinçlik, kararlılık, sağlamlık, azim. Qawun - çöl. Aqwa - çölde kalmak. Muqwin… • نكث (nkv) kökü: söz vermek (vaadi) bozmak, (antlaşmayı) ihlal etmek, (ipi) çözmek, sökmek, iplik iplik olmak. • اخذ (Axp) kökü: eline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmek • يمن (ymn) kökü: Sağ taraf, sağ, sağ el, yemin, kutsama, sağa yönlendirmek, bereket sebebi olmak, müreffeh/şanslı/talihli. • دخل (dxl) kökü: girmek, içeri girmek, geçmek, nüfuz etmek, ihlal etmek, arasından geçmek, istila etmek, üzerine gelmek, ziyaret etmek, zorla girmek, müdahale etmek, sokmak, tanıtmak, katılmak/başlamak/dahil etmek/yer almak… • بين (byn) kökü: Bir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma… • امم (Amm) kökü: ammina: önermek, bir yere doğru adım atmak, tamir etmek, yönelmek [5:2]ummun/umm: anne, kaynak, prensip, prototip, köken, örnek;ummi: anneye ait, okuma yazma bilmeyen, Arap, kendilerine ait vahyedilmiş kutsal kitabı… • ربو (rbw) kökü: Artmak, yükselmek, çoğalmak, şişmek, büyümek, nefes nefese kalmak, solumak. Tefecilik yapmak, faiz almak, aşırı artış göstermek, normal alınması gerekenden fazlasını elde etmek. Rabiyatun - sürekli artan, şiddetli. Arba… • بلو (blw) kökü: Denemek, test etmek, sınamak, imtihan etmek • يوم (ywm) kökü: Gün, dönem, periyot, zaman, bugün, bu / şu gün, çağ/zaman periyodu, güneşin belli bir noktaya kadar yükseliş süreci, kaza veya olay.. Türkçe’ye girmiş türevler : yevm, eyyam, eyyamcı, yevmiye, yevmiyeci • قوم (qwm) kökü: Kıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk… • خلف (xlf) kökü: Takip etmek/ardından gelmek/başkasının yerine geçmek, yerine geçmek veya yerini almak, birine tedarikçi olmak/tedarik etmek, birine bir şeyi iade etmek veya değiştirmek, arkadan vurmak veya çarpmak, eşinin… • Nahl suresi 128 ayettir; bu 92. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).