Akıl Kuran (akilkuran.com)

Kehf Suresi 27. Ayet Meali

Ve sen, Rabb'inin Kitap'ından sana vahyedileni oku! O'nun kelimelerini değiştirecek yoktur. O'ndan başka sığınılacak da bulamazsın.

Kehf 18:27 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Ve sen, Rabb'inin Kitap'ından sana vahyedileni oku!
Kehf 18:27
وَاتْلُ مَٓا اُو۫حِيَ اِلَيْكَ مِنْ كِتَابِ رَبِّكَۚ لَا مُبَدِّلَ لِكَلِمَاتِه۪ وَلَنْ تَجِدَ مِنْ دُونِه۪ مُلْتَحَداً • Vetlu ma uhıye ileyke min kitabi rabbik, la mubeddile li kelimatihi ve len tecide min dunihi multehada. • Meal: Ve sen, Rabb'inin Kitap'ından sana vahyedileni oku! O'nun kelimelerini[1] değiştirecek yoktur. O'ndan başka sığınılacak da bulamazsın. • Dipnot 1: Takdir edilmiş hüküm. "Allah'ın kelimeleri" deyimi "Allah'ın sözleri" anlamını değil, Allah'ın yarattığı evreni, sonsuz, sınırsız mutlak yaratma gücünü ve ilmini ifade etmektedir. • Kelime kelime: وَٱتْلُ vetlu oku · مَآ ma şeyi · أُوحِىَ uhiye vahyedilen · إِلَيْكَ ileyke sana · مِن min · كِتَابِ kitabi Kitabı'ndan · رَبِّكَ ۖ rabbike Rabbinin · لَا la yoktur · مُبَدِّلَ mubeddile değiştirecek · لِكَلِمَـٰتِهِۦ likelimatihi O'nun sözlerini · وَلَن velen ve · تَجِدَ tecide bulamazsın · مِن min · دُونِهِۦ dunihi O'ndan başka · مُلْتَحَدًۭا multehaden sığınılacak bir kimse • تلو (tlw) kökü: Takip etmek, arkasından yürümek, taklit etmek, peşinden gitmek, ardışık. Okumak, ezberden okumak, dikkatle incelemek, prova yapmak, beyan etmek, derin düşünmek. • وحي (wHy) kökü: İşaret etmek/ortaya çıkarmak/önermek, belirtmek, bir şeyi (zihne) yerleştirmek, haberci göndermek, ilham vermek, gizlice konuşmak, acele etmek, işaret yapmak, hızlıca işaret etmek, süratle önermek, yazmak, sadece… • كتب (ktb) kökü: yazmak, dikte ettirmek, emretmek/tayin etmek/buyurmak, hüküm vermek/karar çıkarmak, bir araya getirmek, toplamak, birleştirmek/bağlamak, dikmek, yazılı (kanun gibi), yazı biçimi/şekli, kitap, kitapçı, yazılan şey… • ربب (rbb) kökü: Usta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren… • بدل (bdl) kökü: Değiştirme/başkalaştırma -> ilaveli veya ilavesiz, yerine koyma/değiş tokuş etme. • كلم (klm) kökü: Konuşmak, ifade etmek. • وجد (wjd) kökü: kaybolan bir şeyi bulmak, algılamak, elde etmek, herhangi bir kişiyi veya şeyi (şöyle veya böyle) bulmak • دون (dwn) kökü: aşağı, alt, düşük, alçak, değersiz, bayağı, kötü, aşağılık, yakın, yakınında, -den önce, -den başka, hariç, dışında, altında • لحد (lHd) kökü: Bir ceset için oyuk veya hazne, siper yapmak • Kehf suresi 110 ayettir; bu 27. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).