Akıl Kuran (akilkuran.com)

Kehf Suresi 51. Ayet Meali

Ben onları göklerin ve yeryüzünün yaratılışına ve kendilerinin yaratılışına tanık tutmadım. Ve Ben saptıranları yardımcı edinmedim.

Kehf 18:51 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Ben onları göklerin ve yeryüzünün yaratılışına ve kendilerinin yaratılışına tanık tutmadım.
Kehf 18:51
مَٓا اَشْهَدْتُهُمْ خَلْقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَلَا خَلْقَ اَنْفُسِهِمْۖ وَمَا كُنْتُ مُتَّخِذَ الْمُضِلّ۪ينَ عَضُداً • Ma eşhedtuhum halkas semavati vel ardı ve la halka enfusihim ve ma kuntu muttehızel mudılline aduda. • Meal: Ben onları[1] göklerin ve yeryüzünün yaratılışına ve kendilerinin yaratılışına tanık tutmadım.[2] Ve Ben saptıranları yardımcı edinmedim. • Dipnot 1: İblis ve soyu kendi yaratılışlarına tanık tutulmazlarken; insan ve soyu kendi yaradılışına tanık tutulmuştur (Bkz. 7:172). Yani Allah, insanı yaratırken onun benliğine, yaratıcıyı idrak etme güdüsünün yerleştirildiğini; insanın yaradılış özünde Allah'ı tanıma ve idrak etme yeteneğinin kodlanmış olduğunu ifade etmektedir. • Dipnot 2: İblis ve soyu. • Kelime kelime: مَّآ ma · أَشْهَدتُّهُمْ eşhedtuhum onları hazır bulundurmadım · خَلْقَ halka yaratılmasında · ٱلسَّمَـٰوَٰتِ s-semavati göklerin · وَٱلْأَرْضِ vel'erdi ve yerin · وَلَا ve la ve ne de · خَلْقَ halka yaratılmasında · أَنفُسِهِمْ enfusihim kendilerinin · وَمَا ve ma ve · كُنتُ kuntu değilim · مُتَّخِذَ muttehize edinmiş · ٱلْمُضِلِّينَ l-mudilline yoldan şaşırtanları · عَضُدًۭا aduden yardımcı • شهد ($hd) kökü: tanıklık etmek/bilgi vermek, görmek/şahit olmak, hazır bulunmak, kanıt/ifade vermek, şahitlik etmek. mushhad - hazır bulunma veya kanıt verme ya da dinleme zamanı veya yeri, buluşma yeri. mashhuud - şahit olunan şey. • خلق (xlq) kökü: Bir şeyi ölçmek veya oranlamak, uygun ölçüye göre şekillendirmek veya yapmak, belirli bir ölçüye göre varlığa getirmek, tasarladığı bir kalıp veya modele göre ortaya çıkarmak, yokluktan varlığa getirmek (hiçten… • سمو (smw) kökü: yüce/yüksek olmak, yükseltilmiş, çatı, tavan; isim, sıfat, nitelik; semavat - yükseklikler/gökler/yağmur, yağmur bulutları. ism - Bir şeyin/nesnenin ayırt edici işareti Türkçe’ye girmiş türevler : sema, semavat… • ارض (ArD) kökü: yer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin… • نفس (nfs) kökü: nefs, öz, benlik, kişilik, yüksek derecede değer verildi, değerli ve istenen, çekicilik gören, sevilen veya saygı değer bulunan • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • اخذ (Axp) kökü: eline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmek • ضلل (Dll) kökü: Yanlış yola saptı, sapmış, yolunu şaşırmış. Doğru yoldan sapmış. Doğru yolu kaçırmış veya kaybetmiş. Bir şeyi kaybetmiş ve yerini bilmiyor. Şaşırmış ve doğru yolu görememiş. • عضد (EDd) kökü: Yardım etmek/destek olmak/desteklemek, yardım, kola vurmak, destekleyici, üst kol, yardımcı, dayanak, yan/taraf, yardım/destek, güç • Kehf suresi 110 ayettir; bu 51. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).