Onlar, bu söze inanmıyorlar diye, onların durumlarına üzüntünden neredeyse kendini harap edeceksin!
Kehf 18:6فَلَعَلَّكَ بَاخِـعٌ نَفْسَكَ عَلٰٓى اٰثَارِهِمْ اِنْ لَمْ يُؤْمِنُوا بِهٰذَا الْحَد۪يثِ اَسَفاً • Fe lealleke bahiun nefseke ala asarihim in lem yu'minu bi hazel hadisi esefa. • Meal: Onlar, bu söze inanmıyorlar diye, onların durumlarına üzüntünden neredeyse kendini harap edeceksin! • Kelime kelime: فَلَعَلَّكَ felealleke herhalde sen · بَـٰخِعٌۭ bahiun helak edeceksin · نَّفْسَكَ nefseke kendini · عَلَىٰٓ ala · ءَاثَـٰرِهِمْ asarihim peşlerinde · إِن in diye · لَّمْ lem · يُؤْمِنُوا۟ yu'minu inanmıyorlar · بِهَـٰذَا bihaza bu · ٱلْحَدِيثِ l-hadisi söze · أَسَفًا esefen üzüntüden • بخع (bxE) kökü: Kendini keder/öfke/öfkeyle öldürmek, itaatle kendilerini kontrol etmede ve alçaltmada olağan sınırları aşmak, bir şeyi büyük ölçüde yapmak, büyük derecede, açıkça veya çok enerji ve etkililikle yapmak, kendini… • نفس (nfs) kökü: nefs, öz, benlik, kişilik, yüksek derecede değer verildi, değerli ve istenen, çekicilik gören, sevilen veya saygı değer bulunan • اثر (Avr) kökü: İz bırakmak, etki etmek, tesir etmek, işaret bırakmak, iz sürmek, nakletmek, rivayet etmek, tercih etmek, seçmek • امن (Amn) kökü: güvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir… • حدث (Hdv) kökü: Yeni bir şey/yakın zamanda, o (bir şey) varlığa geldi, var olmaya başladı, ortaya çıktı, bir başlangıcı oldu, ilk kez yeni var oldu, söylemi aktarmak • اسف (Asf) kökü: Üzgün olmak, kederlenmek, muzdarip olmak • Kehf suresi 110 ayettir; bu 6. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).