"Hemen oraya dönmeliyiz" dedi. Ve izlerini takip ederek geri döndüler.
Kehf 18:64قَالَ ذٰلِكَ مَا كُنَّا نَبْغِۗ فَارْتَدَّا عَلٰٓى اٰثَارِهِمَا قَصَصاًۙ • Kale zalike ma kunna nebgı fertedda ala asarihima kasasa. • Meal: "Hemen oraya dönmeliyiz" dedi. Ve izlerini takip ederek geri döndüler. • Kelime kelime: قَالَ kale (Musa) dedi · ذَٰلِكَ zalike işte · مَا ma şey · كُنَّا kunna · نَبْغِ ۚ nebgi aradığımız · فَٱرْتَدَّا fertedda geriye döndüler · عَلَىٰٓ ala üzerini · ءَاثَارِهِمَا asarihima izleri · قَصَصًۭا kasasen ta'kibederek • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • بغي (bgy) kökü: Azgınlık etmek, haddi aşmak, zulmetmek, isyan etmek, haksızlık etmek, fahişelik yapmak, taşkınlık göstermek, kibirlenmek, talep etmek, istemek, aramak • ردد (rdd) kökü: Geri göndermek, geri döndürmek, reddetmek, kabul etmemek, geri püskürtmek, geri dönmek, eski haline getirmek, geri vermek, başvurmak, tekrar vermek, tekrar almak, tekrarlamak, geri gitmek, orijinal durumuna dönmek… • اثر (Avr) kökü: İz bırakmak, etki etmek, tesir etmek, işaret bırakmak, iz sürmek, nakletmek, rivayet etmek, tercih etmek, seçmek • قصص (qSS) kökü: İletmek, anlatmak/iletişim kurmak/hikaye etmek/nakletmek, birinin izini takip etmek, geri dönmek, misilleme yapmak, kesmek, ilişkili olmak, beyan etmek, bahsetmek. Qasasun - anlatı/hikaye, takip etme eylemi. Qisas… • Kehf suresi 110 ayettir; bu 64. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).