Akıl Kuran (akilkuran.com)

Kehf Suresi 63. Ayet Meali

"Tüh! Şu işe bak! O kayanın yanında durduğumuzda ben hutu unuttum; şeytan hatırlamama engel oldu. O da şaşılacak bir şekilde denizde kendisine yol tuttu."

Kehf 18:63 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. "Tüh!
Kehf 18:63
قَالَ اَرَاَيْتَ اِذْ اَوَيْنَٓا اِلَى الصَّخْرَةِ فَاِنّ۪ي نَس۪يتُ الْحُوتَۘ وَمَٓا اَنْسَان۪يهُ اِلَّا الشَّيْطَانُ اَنْ اَذْكُرَهُۚ وَاتَّخَذَ سَب۪يلَهُ فِي الْبَحْرِۗ عَجَباً • Kale eraeyte iz eveyna ilas sahrati fe inni nesitul hut, ve ma ensanihu illeş şeytanu en ezkureh, vettehaze sebilehu fil bahri aceba. • Meal: "Tüh! Şu işe bak! O kayanın yanında durduğumuzda ben hutu[1] unuttum; şeytan hatırlamama engel oldu. O da şaşılacak bir şekilde denizde kendisine yol tuttu." • Dipnot 1: Balığı. • Kelime kelime: قَالَ kale (Uşağı) dedi · أَرَءَيْتَ eraeyte gördün mü? · إِذْ iz vakit · أَوَيْنَآ eveyna sığındığımız · إِلَى ila · ٱلصَّخْرَةِ s-sahrati kayaya · فَإِنِّى feinni gerçekten ben · نَسِيتُ nesitu unuttum · ٱلْحُوتَ l-hute balığı · وَمَآ ve ma fakat · أَنسَىٰنِيهُ ensanihu bana unutturmadı · إِلَّا illa başkası · ٱلشَّيْطَـٰنُ ş-şeytanu şeytandan · أَنْ en · أَذْكُرَهُۥ ۚ ezkurahu onu söylememi · وَٱتَّخَذَ vettehaze ve tuttu · سَبِيلَهُۥ sebilehu yolunu · فِى fi içinde · ٱلْبَحْرِ l-behri denizin · عَجَبًۭا aceben şaşılacak biçimde • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • راي (rAy) kökü: görmek/düşünmek/tutmak, görüşüne göre, algılamak, yargılamak, değerlendirmek, bilmek. ara'itaka / ara'itakum - bana söyle sen/siz (kişi zamiri Kaf vurgu için eklenmiştir ve anlama katkısı olmayan bir fazlalık değildir)… • اوي (Awy) kökü: Sığınmak, barınmak veya dinlenmek için bir yere gitmek, başvurmak, konaklamak, misafir etmek, konukseverlik göstermek için hamza eklenerek ve mükemmel şekilde ikiye katlanan bir fiil. • صخر (Sxr) kökü: Kayalık olmak (yer). Kaya - taş • نسي (nsy) kökü: Terk etmek/unutmak/ihmal etmek, unutmuş gibi yapmak • حوت (Hwt) kökü: Balık, balina, büyük deniz hayvanı, deniz canavarı • شطن ($Tn) kökü: Uzaklaşmak/uzak/ırak olmak, içine sıkıca girmek/yerleşmek, nüfuz edip gizlenmek, amacından/yönünden saparak karşı koymak, şeytan, aşırı kibirli/bozulmuş kişi, inançsız/isyankâr/küstah/inatçı/ters/sapkın, ip, derin… • ذكر (pkr) kökü: hatırlamak/anmak/hatırlatmak, ezberlemek için çalışmak, hatırlatmak, akılda tutmak, düşünceli/özenli olmak, bahsetmek/anlatmak/aktarmak, yüceltmek/övmek, uyarmak/ikaz etmek (örn. dhikra 2. çekimdir ve dhikr'den daha… • اخذ (Axp) kökü: eline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmek • سبل (sbl) kökü: yol, yöntem, araç, vesile, geçit, patika, yollar, çare, olanak, sebep • بحر (bHr) kökü: Deniz, göl, büyük su birikintisi, bol, geniş, çok, deniz gibi cömert olan, bilgin • عجب (Ejb) kökü: Hayret etmek, şaşırmak, hayran kalmak, şaşırmak, mutlu etmek, memnun etmek, hayranlık duymak, çarpıcı, hayret verici • Kehf suresi 110 ayettir; bu 63. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).