Doğrusu Biz, onu yeryüzünde güçlendirdik ve ona her şeyden bir sebep verdik.
Kehf 18:84اِنَّا مَكَّنَّا لَهُ فِي الْاَرْضِ وَاٰتَيْنَاهُ مِنْ كُلِّ شَيْءٍ سَبَباًۙ • İnna mekkenna lehu fil ardı ve ateynahu min kulli şey'in sebeba. • Meal: Doğrusu Biz, onu yeryüzünde güçlendirdik ve ona her şeyden bir sebep[1] verdik. • Dipnot 1: Sonuca ulaşmayı sağlayacak şey. • Kelime kelime: إِنَّا inna elbette biz · مَكَّنَّا mekkenna güçlü kıldık · لَهُۥ lehu onu · فِى fi · ٱلْأَرْضِ l-erdi yeryüzünde · وَءَاتَيْنَـٰهُ ve ateynahu ve ona verdik · مِن min · كُلِّ kulli her · شَىْءٍۢ şey'in şeyden · سَبَبًۭا sebeben bir sebep • مكن (mkn) kökü: Birine yer vermek, bir konuta yerleştirmek veya kurmak, birinin bir şeyi yapmasını sağlamak veya yetkilendirmek • ارض (ArD) kökü: yer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin… • اتي (Aty) kökü: Gelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak… • كلل (kll) kökü: 1. Tüm, bütün, tamlık, bütünlük 2. babasını ve çocuğunu kaybetmek, doğrudan mirasçısı bulunmamak, bitkin düşmek, yorgun, zayıf olmak; sadece uzak ilişkileri bulunmak Türkçe’ye girmiş türevler : küllî, külli yevmin… • شيا ($yA) kökü: irade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\"… • سبب (sbb) kökü: Sebep, neden, vesile, bahane, yol, vasıta, ip, halat, bağ, araç • Kehf suresi 110 ayettir; bu 84. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).