Bakara Suresi 104. Ayet Meali
Ey İman Edenler! "raina" demeyin, "unzurna." deyin ve dinleyin. Kafirler için can yakıcı bir azap vardır.
Bakara 2:104
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تَقُولُوا رَاعِنَا وَقُولُوا انْظُرْنَا وَاسْمَعُواۜ وَلِلْكَافِر۪ينَ عَذَابٌ اَل۪يمٌ • Ya eyyuhellezine amenu la tekulu raina ve kulunzurna vesmeu ve lil kafirine azabun elim. • Meal: Ey İman Edenler! "raina[1]" demeyin, "unzurna.[2]" deyin ve dinleyin. Kafirler için can yakıcı bir azap vardır. • Dipnot 1: Bizi gözet, bizimle ilgilen. • Dipnot 2: Bize uy. Arzularımıza göre hareket et. • Kelime kelime: يَـٰٓأَيُّهَا ya eyyuha ey · ٱلَّذِينَ ellezine kimseler · ءَامَنُوا۟ amenu inanan(lar) · لَا la · تَقُولُوا۟ tekulu demeyin · رَٰعِنَا raina Ra'ina (bizi gözet yahut: kaba söz) · وَقُولُوا۟ ve kulu deyin · ٱنظُرْنَا nzurna unzurna (bize bak) · وَٱسْمَعُوا۟ ۗ vesmeu ve dinleyin · وَلِلْكَـٰفِرِينَ velilkafirine ve kafirler için vardır · عَذَابٌ azabun bir azab · أَلِيمٌۭ elimun acı • امن (Amn) kökü: güvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir… • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • رعي (rEy) kökü: Otlatmak, beslemek, otlamak, doğru gözlemlemek, düzeni korumak, yönetmek, dikkat etmek, gözetmek, dikkatli olmak, izlemek, önem vermek. Sürüleri besleyen kişi, çoban. ri'ayatun - doğru gözetim. mar'an - otlak. ra'a… • نظر (nZr) kökü: görmek, bakmak, göz atmak, gözlemlemek, seyretmek, düşünmek, değerlendirmek, dinlemek, sabırlı olmak, beklemek, tefekkür etmek, mühlet vermek, ertelemek, incelemek, nezaket göstermek, araştırmak, derinlemesine bakmak… • سمع (smE) kökü: duymak, işitmek, kulak vermek, işitme gücü, ses duyma, fark etme, dinlemek, anlamak • كفر (kfr) kökü: Gizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar… • عذب (Epb) kökü: cezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel… • الم (Alm) kökü: acı çekmiş, ıstırap çekmiş, acı/keder/üzüntü ifade etmiş, ağıt dile getirmiş • Bakara suresi 286 ayettir; bu 104. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).