Akıl Kuran (akilkuran.com)

Bakara Suresi 127. Ayet Meali

Hani bir zamanlar İbrahim, İsmail ile birlikte Beyt'in temellerini yükseltirken: "Ey Rabb'imiz! Bunu bizden kabul et; kuşkusuz Sen, Her Şeyi İşiten ve Her Şeyi Bilen'sin." demişti.

Bakara 2:127 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Hani bir zamanlar İbrahim, İsmail ile birlikte Beyt'in temellerini yükseltirken: "Ey Rabb'imiz!
Bakara 2:127
وَاِذْ يَرْفَعُ اِبْرٰه۪يمُ الْقَوَاعِدَ مِنَ الْبَيْتِ وَاِسْمٰع۪يلُۜ رَبَّنَا تَقَبَّلْ مِنَّاۜ اِنَّكَ اَنْتَ السَّم۪يعُ الْعَل۪يمُ • Ve iz yerfeu ibrahimul kavaide minel beyti veismail rabbena tekabbel minna inneke entes semiul alim. • Meal: Hani bir zamanlar İbrahim, İsmail ile birlikte Beyt'in[1] temellerini yükseltirken: "Ey Rabb'imiz! Bunu bizden kabul et; kuşkusuz Sen, Her Şeyi İşiten ve Her Şeyi Bilen'sin." demişti. • Dipnot 1: Evin/Kabe'nin. • Kelime kelime: وَإِذْ ve iz ve hani · يَرْفَعُ yerfeu yükseltiyordu · إِبْرَٰهِـۧمُ ibrahimu İbrahim · ٱلْقَوَاعِدَ l-kavaide temellerini · مِنَ mine -den · ٱلْبَيْتِ l-beyti Ev · وَإِسْمَـٰعِيلُ ve ismaiylu ve İsmail · رَبَّنَا rabbena Rabbi'imiz · تَقَبَّلْ tekabbel kabul et · مِنَّآ ۖ minna bizden · إِنَّكَ inneke kuşkusuz sen · أَنتَ ente (yalnız) sen · ٱلسَّمِيعُ s-semiu işitensin · ٱلْعَلِيمُ l-alimu bilensin • رفع (rfE) kökü: Yükseltmek, yukarı kaldırmak, yüceltmek, övmek, yukarı almak, kaldırmak/vinçle çekmek, yüceltmek, Kha-Fa-Daad'ın zıttı [56:3], dikmek, yüksek/görkemli yapmak, alıp taşımak, görünür kılmak, yüceltmek, ilerletmek, bir… • قعد (qEd) kökü: Oturmak, geride kalmak, geri tutmak, oyalanmak, pusu kurmak, hareketsiz oturmak, yerinde kalmak, vazgeçmek, sakınmak, geri durmak, tuzak kurmak, tuzak hazırlamak, ihmal etmek, oturma eylemi, temel/baz, çocuk doğurma… • بيت (byt) kökü: Ev, konut, mesken, hane, yuva, barınak, çadır, oda, oturulan yer, aile, hanehalkı, zevce, beyit, dize, şiir • ربب (rbb) kökü: Usta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren… • قبل (qbl) kökü: kabul etmek/almak/karşılamak/razı olmak, birisiyle karşılaşmak/buluşmak, karşı koymak/karşılaştırmak/dengelemek/tazmin etmek, ön taraf (12:26), onaylamak, lütfetmek • سمع (smE) kökü: duymak, işitmek, kulak vermek, işitme gücü, ses duyma, fark etme, dinlemek, anlamak • علم (Elm) kökü: İşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim… • Bakara suresi 286 ayettir; bu 127. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).