Bizim indirdiğimiz apaçık kanıtları ve hidayeti; insanlara Kitap'ta açıkça gösterdikten sonra, onları gizleyenler var ya! Onlara hem Allah lanet eder hem de bütün lanet edebilenler lanet ederler.
Bakara 2:159اِنَّ الَّذ۪ينَ يَكْتُمُونَ مَٓا اَنْزَلْنَا مِنَ الْبَيِّنَاتِ وَالْهُدٰى مِنْ بَعْدِ مَا بَيَّنَّاهُ لِلنَّاسِ فِي الْكِتَابِۙ اُو۬لٰٓئِكَ يَلْعَنُهُمُ اللّٰهُ وَيَلْعَنُهُمُ اللَّاعِنُونَۙ • İnnellezine yektumune ma enzelna min el beyyinati vel huda min ba'di ma beyyennahu lin nasi fil kitabi, ulaike yel'anuhumullahu ve yel'anuhumul lainun. • Meal: Bizim indirdiğimiz apaçık kanıtları ve hidayeti;[1] insanlara Kitap'ta açıkça gösterdikten sonra, onları gizleyenler var ya! Onlara hem Allah lanet eder hem de bütün lanet edebilenler lanet ederler. • Dipnot 1: Doğru yolu. • Kelime kelime: إِنَّ inne doğrusu · ٱلَّذِينَ ellezine kimseler · يَكْتُمُونَ yektumune gizleyen · مَآ ma şeyleri · أَنزَلْنَا enzelna indirdiğimiz · مِنَ mine -den · ٱلْبَيِّنَـٰتِ l-beyyinati açık deliller- · وَٱلْهُدَىٰ velhuda ve hidayeti · مِنۢ min · بَعْدِ bea'di sonra · مَا ma · بَيَّنَّـٰهُ beyyennahu biz açıkça belirttikten · لِلنَّاسِ linnasi insanlara · فِى fi · ٱلْكِتَـٰبِ ۙ l-kitabi Kitapta · أُو۟لَـٰٓئِكَ ulaike işte onlara · يَلْعَنُهُمُ yel'anuhumu la'net eder · ٱللَّهُ llahu Allah · وَيَلْعَنُهُمُ ve yel'anuhumu ve la'net eder · ٱللَّـٰعِنُونَ l-lainune bütün la'net edebilenler • كتم (ktm) kökü: Saklamak, gizlemek (örn. sır), kontrol altında tutmak (öfke), saklanmak, geri tutmak (kanıt), tutmak • نزل (nzl) kökü: inmek, aşağı gelmek, olaylara rastlamak, bir yere inip konmak, bir yerde konakmak. indirmek, gönderme. Bir misafir için hazırlanan şey, ikametgah, hediye. Konak, mevki. Aşağı indirmek, göndermek. Aşağı inme, vahiy… • بين (byn) kökü: Bir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma… • هدي (hdy) kökü: Yol göstermek/yönlendirmek, doğru yolu takip etmek/tutmak, doğru yola yönlendirilmiş/hidayete ermiş, bir yol/gidiş/metot/davranış tarzı/tutum. Hediye. • بعد (bEd) kökü: sonra, ardından, ardından gelen, uzaklık, öteye, bir şeyin ardından, geçiş, uzak olmak, geçmek, gecikme • نوس (nws) kökü: sallamak, durmak, hareket etmek, fırlatmak. İnsanlık, insanlar, diğerleri, erkekler. • كتب (ktb) kökü: yazmak, dikte ettirmek, emretmek/tayin etmek/buyurmak, hüküm vermek/karar çıkarmak, bir araya getirmek, toplamak, birleştirmek/bağlamak, dikmek, yazılı (kanun gibi), yazı biçimi/şekli, kitap, kitapçı, yazılan şey… • لعن (lEn) kökü: Kovmak, lanetlemek, merhamet ve nimetlerden mahrum bırakmak, mahkum etmek, beddua etmek. • Bakara suresi 286 ayettir; bu 159. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).