Onlar, doğru yola karşılık sapkınlığı satın almışlardır. Bu ticaretlerinde bir kazanç yoktur. Ve doğru yolu bulamamışlardır.
Bakara 2:16اُو۬لٰٓئِكَ الَّذ۪ينَ اشْتَرَوُا الضَّلَالَةَ بِالْهُدٰىۖ فَمَا رَبِحَتْ تِجَارَتُهُمْ وَمَا كَانُوا مُهْتَد۪ينَ • Ulaikellezineşterevud dalalete bil huda, fe ma rabihat ticaretuhum ve ma kanu muhtedin. • Meal: Onlar, doğru yola karşılık sapkınlığı satın almışlardır. Bu ticaretlerinde bir kazanç yoktur. Ve doğru yolu bulamamışlardır. • Kelime kelime: أُو۟لَـٰٓئِكَ ulaike işte onlar · ٱلَّذِينَ ellezine · ٱشْتَرَوُا۟ şteravu satın aldılar · ٱلضَّلَـٰلَةَ d-delalete sapıklığı · بِٱلْهُدَىٰ bil-huda hidayet karşılığında · فَمَا fema etmedi · رَبِحَت rabihat kâr · تِّجَـٰرَتُهُمْ ticaratuhum ticaretleri · وَمَا ve ma ve değildir · كَانُوا۟ kanu olanlardan · مُهْتَدِينَ muhtedine doğru yolu bulan • شري ($ry) kökü: satın almak/satmak/değiş tokuş etmek/satın almak, satışı sonuçlandırmak, herhangi bir şeyi vermek veya karşılığında almak, reddetmek, seçmek, tercih etmek, herhangi bir şeyi terk etmek ve başka bir şey almak, başka bir… • ضلل (Dll) kökü: Yanlış yola saptı, sapmış, yolunu şaşırmış. Doğru yoldan sapmış. Doğru yolu kaçırmış veya kaybetmiş. Bir şeyi kaybetmiş ve yerini bilmiyor. Şaşırmış ve doğru yolu görememiş. • هدي (hdy) kökü: Yol göstermek/yönlendirmek, doğru yolu takip etmek/tutmak, doğru yola yönlendirilmiş/hidayete ermiş, bir yol/gidiş/metot/davranış tarzı/tutum. Hediye. • ربح (rbH) kökü: kazanmak, başarılı olmak veya karlı olmak (ör. ticarette) • تجر (tjr) kökü: ticaret yapmak/mal alıp satmak, ticaret, ticaret işi, alınıp satılmış, işletilmiş mülk kazanç amacıyla • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • Bakara suresi 286 ayettir; bu 16. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).