Size gelen açık kanıtlara rağmen yine de ayağınız kayarsa, şunu iyi bilin ki Allah, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.
Bakara 2:209فَاِنْ زَلَلْتُمْ مِنْ بَعْدِ مَا جَٓاءَتْكُمُ الْبَيِّنَاتُ فَاعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ عَز۪يزٌ حَك۪يمٌ • Fe in zeleltum min ba'di ma caetkumul beyyinatu fa'lemu ennallahe azizun hakim. • Meal: Size gelen açık kanıtlara rağmen yine de ayağınız kayarsa,[1] şunu iyi bilin ki Allah, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir. • Dipnot 1: Doğru yoldan saparsanız. • Kelime kelime: فَإِن fein eğer · زَلَلْتُم zeleltum kayarsanız · مِّنۢ min · بَعْدِ bea'di sonra · مَا ma · جَآءَتْكُمُ ca'etkumu size geldikten · ٱلْبَيِّنَـٰتُ l-beyyinatu açık deliller · فَٱعْلَمُوٓا۟ fea'lemu bilin ki · أَنَّ enne şüphesiz · ٱللَّهَ llahe Allah · عَزِيزٌ azizun daima üstündür · حَكِيمٌ hakimun hüküm ve hikmet sahibidir • زلل (zll) kökü: Uzaklaştı veya yana çekildi, kaydı, hata yaptı, eksik, aktarmak / transfer etmek • بعد (bEd) kökü: sonra, ardından, ardından gelen, uzaklık, öteye, bir şeyin ardından, geçiş, uzak olmak, geçmek, gecikme • جيا (jyA) kökü: gelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almak • بين (byn) kökü: Bir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma… • علم (Elm) kökü: İşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim… • عزز (Ezz) kökü: güçlü/kudretli/kuvvetli, soylu/onurlu/şanlı, direndi/dayandı, yenilmez, alt etmek (örn. tartışmada), yüceltmek, galip gelmek, çok saygı duyulan, değerli, ihtişam, kibir, mükemmel, gururlu ve sert tavır, katı/sert • حكم (Hkm) kökü: Engellemek, yetki kullanmak, emir vermek, hüküm vermek, yargılamak, bilge olmak. Bir kişiyi kötü veya yozlaşmış bir şekilde davranmaktan alıkoymak/engellemek/men etmek, yargılamak veya hüküm vermek, karar vermek, adli… • Bakara suresi 286 ayettir; bu 209. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).